Bugun...


Mehmet KÜÇÜK

facebook-paylas
Ortadoğu'nun Türkiye için son durumu
Tarih: 23-03-2018 23:28:00 Güncelleme: 23-03-2018 23:28:00


Türkiye bölgesinde bir güç olsa bile dünyadaki güçlü ülkeler içinde pekte önemsendiğini düşünmüyorum. Hava savunma sistemi yok. Olan dışa bağlı. Tankları yabancı menşeli, yapılanlarında belirli aksamları yabancı patentli. Gemi sanayimiz yok. Olmadığından ya da yapamayacak oluşumuzdan değil. Bütün bunları yapacak ortak bir aklı iktidar edemeyişimizden yok...

Bütün bu eksiklerine bir de uzay savunma ve saldırı teknolojisine sahip değiliz ki eklediğimizde ortaya şöyle garip bir tablo çıkıyor. Küçüklere karşı güçlü büyüklere karşı son derece savunmasız, yetersiz bir ülke... Tamam ülkemin nükleer silah teknolojisi ve üretimi yok. Uranyum denen madenin dünya üzerindekinden çok ve çıkarmaya çok müsait zemine yakın olarak bulunduğu ülke, ülkem... 

Ancak uranyum madeninin ülkemde olmasına rağmen benim uranyumu zenginleştirecek uranyum 132 olması için gerekli izotop geliştirmesini sağlayacak santrifüj sistemlerine ve uranyum zenginleştirme sanayine sahip değilim. Ama sahip olmak için çabam da yok. Birileri çıkıyor nükleer enerjiye hayır diyor. Eyvallah çevreye zararlı. Ama siz bana daha iyi daha etkili bir silah söyleyin. Yok…

Bu gün savunma ve uzay savunma sisteminiz yoksa, hangi büyükle savaşabilirsiniz ki. Uzaydan Balistik deniyor füzelerinin birine nükleer başlık takıp ülkemin her hangi bir şehrine yollasa, milyonlarla ifade edilen insan ve miktarını bilemediğimiz kadar yapının yok oluşunu izleriz. Senelerce sürecek radyasyon kirliliğini ve zehirlenmelerini sonradan çıkacak, sebep olduğu hastalıkları saymasam bile.

Tamam anladım savunma zaafın var yine de Eğer sizin elinizde bir nükleer füze ve bunu yollayacak balistik füze rampaları yoksa sizin dünya ülkeleri içinde hiç bir caydırıcılığınız yoktur. Ancak böyle bir güce sahip olursanız düşmanınız sizin bunu kullanmanızdan korkar ve böyle bir saldırıya cesaret edemez. E bu gün Kuzey Kore gibi ülkeler bu silaha sahip. Batı dünyasını saymıyorum. İran bile bu gücün sahibi olmak için el altından el üstünden alabildiğine çabalarken benim elimde hiç bir şey yok...

Bu durumu bilerek ve düşünerek her şeyi değerlendirelim. Deniz saldırı ve savunma sanayin istenen düzeyde değil ve dışa bağımlı. Daha gemilerinin torpido ve füze savunma sistemi yok. Milli gemi adı altında bir konsensüs kuruldu. Bunu da hükümet kendi yakınlarına ve yalakalarına peşkeş çekti. Gerçekten bu işi yapmaya çalışanları pay alamadığı için türlü sebeplerle sahanın dışına çıkardı. Tam 12 senedir uğraşılıyor hala bir milli gemimiz yok. Milgem projesi belki çok önemli bir getirisi olmayan ama en azından deniz sahasında ortaya süreceğin gemilerinin sahibi olabileceğin bir atılımdır.

Şöyle biraz gerilere giderek olayı daha iyi anlatmama izin verin. Sanırım hepimiz hatırlarız muavenet gemisi olayını. Ortak bir tatbikat yapılıyordu. ABD gemisinden atılan bir füze ile vuruldu ve battı onlarca şehit ile birlikte. Kazara olduğu söylendi. İki devlet kendi arasında bu olayı çözmeyi başardı. Ancak olayı anlayabilenlerin ortak endişesi alabildiğince arttı. Bir NATO tatbikatında bir NATO gemisi tarafından Bir NATO gemisi üstelik NATO’nun dost sinyalini verirken füze ile vurulunca şu soru ortaya atıldı. Hani NATO nunun bir D sinyalizasyonu vardı. Hani bu sinyalizasyon olunca bütün NATO füze sistemleri uçak, gemi, tank her ne ise hedefe kilitlenemiyordu.

ABD bütün NATO ülkelerine şu gösteriyi yaptı. “Benim için NATO’nun D sinyali para etmez. Ben onun arka kapısını da yapıp istediğimi vururum” diyordu. Bu söylem çokta etkili oldu. Bir anda NATO dışı bir organizasyon kurma çalışmaları ortaya çıktı. Ancak kimse ABD ye rağmen böyle bir şeye cesaret edemiyordu. ABD’nin seçilmiş Almanya valisi ABD’nin izni olmadan böyle bir atılımı gerçekleştiremiyordu. İşin gerçeği Avrupa’nın yükünü çeken üç ülkeden biri olan Almanya yanaşmadan kimse bu işe cesarette edemiyordu. NATO bütün çabalarına rağmen varlığını sürdürdü devam ettirdi. AB ordusu kurulması planlandı yine olmadı.

Şimdi ABD ile Kanada NATO’yu devr alacakmış. Manş Paktı ile İngiltere Fransa ortak bir ordu ve savunma teşkilatı kuracakmış. Almanya valisi eğer izin alırsa İtalya Avusturya Macaristan Çekya Slovakya ile ortak bir AB ordusu kurma çabaları içine girmiş. İsveç Norveç Finlandiya ve diğer Benelüks ülkeleri İngiltere’den kuzanler olarak Manş Paktının genişletilmesini ve kendilerinin de dahil edilmesini istiyormuş. 

Bütün bu çalışmalara bakınca Türkiye’nin bu çalışmaların hiç birinin içinde olmadığını ve birinci dünya harbindeki gibi ortada kalıp bir iki aklı evvelin aklına uyup bir tarafı seçeceğine inanmak pekte uzak ihtimal değil. Dünyanın böylesine kutuplaşmasının ardında doğu blokunu ise saymıyorum bile Rusya Çin bunların dünya üzerindeki hesaplarını bütün bu varyasyonların içine sokmadım...

Şimdi tekrar bakalım. Dünya devletleri içinde tamamen yalnız yeterli savunma ve savaş tekniği olmayan. Bu sistemleri ve sanayileri kuracak ortak akla sahip yöneticilerinin olmadığı, askerinin Osmanlının son dönemlerindeki gibi iki de bir odaklandığı, dağıldığı bir ülke konumunun dışında bir yere koyamayız Türkiye’yi.

Bu koyduğumuz yerdeki Türkiye ABD ve Rusya’nın arasına sıkışmış Ortadoğu’nun yeni konsomatrisi olmaktan öteye gidemeyen bir ülke olarak kalır. Diğer oyuncuları ve ülkeleri adam yerine bile koyduğum yok. İran Irak Suriye ve diğer Arap ülkeleri Suud ve Mısır da dahil. Hepsini bir araya toplasanız Türkiye’nin rakibi olmayı bırakın bir ordusunun önünde duramazlar. Silahlar ve mühimmat savaş için çok önemli avantajdır ama savaşı kazanmaya yetmez. Savaşı kazanmaya yetse Afrin’de PYD başarılı olurdu. Savaşı kazanmak için tecrübe deneyim disiplin ve kurmaylık ta gerekmektedir. El şeyi ile gerdeğe giren kimsenin çocuğu olmaz. 

ABD Ortadoğu’da ne arıyor sorusunu soranlara şunu açıkça söylemeliyiz ki ABD bir mafya devletidir. Uyuşturucu neredeyse o oradadır. Herkesin petrol sandığı veya enerji yollarına sahip olma sebebi ile baktığı orta doğu sevdasının altında uyuşturucu yollarının kavşağı olmak lüksü yatar. Elbette durumdan vazife çıkarıp bu saydığım enerjiye sahip olma lüksünü de kaçırmaz. Kullanır.

Bu gün Afrin’de ele geçirilen ve geçirilemeyen uyuşturucu miktarı baş döndürücüdür. Çünkü Afrin’i Afrin yapan şey uyuşturucu laboratuvarlarıdır. Menbiç, Rakka, Kobani gibi illerde yetiştirilen uyuşturucu ham maddesinin işlendiği ve Akdeniz’e en yakın yol Afrin’dir. Uyuşturucunun geliri petrol geliri ile mukayese edilemez. Petrol gelirlerinin toplamını senelik bir veya iki trilyon dersin ki bu uyuşturucu parasının yanında devede kulak kalır. Sanırım yanılmıyorum sadece Ortadoğu’dan sevkiyatı yapılan veya geçişi yapılan uyuşturucu miktarının toplamı 30 trilyon dolar civarındadır.

ABD’nin dünya üzerindeki son saldırılarını yaptığı ülkelere bakınca bu ülkelerin ya uyuşturucu üreticisi yada yolu üzerindeki istasyonlar olduğunu görürsünüz. Bir istatistikte Afganistan’dan batıya geçen uyuşturucu miktarı ABD’nin işgali ile tam 130 kat arttığı belirtiliyordu. Afganistan’ın ABD işgalinden önce ektiği afyon alanları ile ABD işgalinden sonraki alanları tam 119 kat fazlalaşmış.

Ortadaki durumu görünce insan ABD’nin orta doğudan usulca çekilip gitmesini beklemez. Ortak yapılacak Menbiç ve diğer Ortadoğu operasyonlarında Türkiye belki bölgesel bir statü kazanabilir. Ancak uyuşturucunun naklinde kullanılan bir aracı olmaktan öteye gitmez. E tabi İsrail in güvenliği Petrol ve enerji kaynaklarına yollarına sahip olma avantajları bunlar önemli sebepler. İran Türkiye veya buna benzer ülkeleri ABD’nin hiçte umursadığını sanmıyorum. Sadece işine taş koyanları haklar. Veya bir daha taş koyamaz hale getirir. Şimdi biz onun sakalını kestik o bizim kolumuzu isterse şaşmam...

Rusya açısından Ortadoğu ve Türkiye ne mana taşıyor onu başka bir zaman konuşuruz.



Bu yazı 1522 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI