Bugun...

Ah be İstanbul

 Tarih: 06-01-2020 16:32:00
Melis BÜYÜKPLEVNE

Bodrum’a taşındığımdan beri İstanbul’a gidişim epey seyrekleşmişti ama aranın ne kadar açılmış olduğunu hiç fark etmemiştim. 


Geçtiğimiz aylarda İstanbul’a ve arkadaşlarıma karşı artan özlemimin sebebi tam altı yılmış! Tam altı yıldır İstanbul’a gitmiyormuşum. En son imza günüm için gitmiştim ve çok kısa kalmıştım. 


Bazıları diyor ki, nesini özledin İstanbul’un? Güzelliğini diyorum. Kaosu bir yana İstanbul, gezmesini bilirseniz çok güzel bir şehirdir aslında. Ben de bu özleme son vermek için ani bir kararla bilet aldım ve görümcemle birlikte İstanbul’a uçtum. Artık bir evimizin olmaması insana gerçekten de dokunuyor. Kendi mahallenizde otelde kalmak kadar acı verici bir şey yok ama benim elimde olan bir şey değildi. Herneyse, Ortaköy’de bir otel ayarlamıştım ve gittiğimde ne kadar doğru bir seçim yapmış olduğumu gördüm. Eski bir binayı bir butik otele çevirmişler ve çok tatlı dekore etmişlerdi. Çalışanların sıcaklığı ve kendimizi evimizde gibi hissetmemiz işi daha da güzel kıldı. 


Merak eden olursa, her türlü bilgiyi verebilirim ama siz de araştırabilirsiniz. Adı El Gusto Hotel. Normalde gezmek istersiniz ya, biz resmen otele gidip çay içmeyi iple çekiyorduk. Otel sayesinde “Güzel Çay” diye de bir çay markasıyla tanışmış olduk ve çok sevdik. Eve döner dönmez de sipariş ettim. 


Neyse, nerede kalmıştık? İstanbul’a gideceğimi sadece kuzenime söylemiştim. Plana göre  sevdiklerime sürpriz yapacaktım ve yıllar sonra buluşmamız o kadar güzel oldu ki! Kısa sürede nasıl hasret giderdik, anlatamam. Bundan sonra ara ara kaçmak istiyorum yine. 


Bu arada trip atanlar falan da oldu tabi ama kusura bakmasınlar, sosyal medyada paylaşım yaptım ve beni görmek isteyenler arayıp hemen atlayıp yanıma geldi. Bundan sonra da böyle yapacağım. 


İstanbul’da genel olarak yemek turu ve keyif turu yaptık diyebiliriz. Kanlıca’da yoğurt, Eminönün’de tatlı ve ıslak hamburger, Vefa’da boza, Beşiktaş’ta kazandibi, Ortaköy’de kumpir gibi uzayan bir listemiz oldu. Boğaz turu yapmayı ihmal etmedik tabi. Beni üzen tek şey, Türkçe konuşamayan yabancı esnaf oldu. 


Bizim yerimize Arap turistlerle ilgilenmeleri bayağı bir ağrıma gitti. Zaten Eminönü’nde fiyatlar ateş pahası olmuş. Eğer baharat, şekerleme vs. alacaksanız tamam ama kıyafetler, takılar vs. gerçekten de uçmuş. Bir pijama takımına 100 Lira dediler ve neden herkesin internetten alışveriş yaptığını daha iyi anladık. 


Aslında İstanbul’un dokusu çok da değişmemiş ama içi değişmiş diyebilirim özetle. Yine de bir sonraki gezimizi planlamaya başladık bile.  Bu sefer Yıldız Parkı’na gittik, bir sonraki, gezimizde Emirgan Korusu’na gideceğiz. 


İstanbul’u böyle özlemek güzel, dostları yeniden görüp hasret gidermek daha da güzel. 


Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere!

  Bu yazı 1870 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI