Bugun...

Asariye Camii

 Tarih: 20-06-2018 12:10:00
Sema AKKOYUN ÖZBAY

Beşiktaş Yıldız Mahallesi Asariye Caddesi’nde 1839 yılında,

Sultan II. Mahmut tarafından saltanatının sonlarına doğru inşa edilen,

Mimarı bilinmeyen Asariye Cami’sinden evvel aynı yerde

Daha önce 16. Yüzyıldan kalma Kılıç Ali Paşa tarafından yaptırılan

Başka bir cami bulunduğu kaynaklarda yazılı olan,

Sultan II. Mahmut dönemi eseri olduğunu kanıtlayan,

Caminin mimari özelliklerinin olduğu avluda muhafaza edilen

Sultan II. Mahmut Tuğralı kırık kitabe,

Daire planlı olan caminin duvarları kagir ibadet mekanı tek kubbe ile örtülü, Kuzey batı köşesinde bir metre kadar çıkma yapan ahşap,

Müstakil kapılı Hünkar kasrı bulunan,

Toprak Mahsulleri Ofisine tahsis edilen 1945’li yıllarda erzak deposu olan,

Zeminin fazla ağırlık taşıyamayacağı fark edilince bundan vazgeçilen,

Geçmişten günümüze kadar birçok onarım görmüş olan Asariye Camii,

1960 yılında büyük bir onarımın yanı sıra, 2001-2004 yılları arasında

Özellikleri bozulmadan onarım görüp boyanan cami,

Ahşap bir Hünkar mahfili ve ahşap müezzin mahfili ile kadınlar mahfili,

Kare kesitli yüksek bir kaidenin üzerine inşa edilen kesme taştan,

Tek şerefeli minaresi kuzey doğu köşesinde bulunan, minarenin pabuç kısmı olmadığından kare kesitli kaide silindir gövdeye kadar uzanan,

Şerefenin altına madeni yapraklar, korkuluğuna sekizgen yıldızlar yerleştirilen,

Mevlevi sikkesi şeklindeki boğumlu taş külahı olan minare,

İki giriş kapısından biri, batı tarafına ve doğrudan hünkar mahfiline girilen,

Diğeri ise caminin kuzeyinde bulunan Asariye çıkmazından girilen

Küçük bir taşlıktan sonra açılan ahşap söveli iki kanatlı kapı,

Caminin cümle kapısı olan bu kapıdan iki saf sırası genişliğinde,

Hilal şeklindeki son cemaat yerine geçilen,

Solda imam odası, sağ ve solda üst mahfile çıkan iki merdiven,

Ortada harim kapısı bulunan son cemaat yeri,

Ahşap iki kanatlı dikdörtgen bir kapıdan girilen duvarları açık yeşil Harim,

Üzeri yüksek ve yuvarlak bir kasnağa oturan bir kubbe ile örtülü olan,

Son cemaat üzerinden başlayıp harim kapısı üzerinde düz bir hat,

Kapının sağ ve solunda yarım daire şekli ile harimde yerini alan üst mahfil,

Kapının batısında Hünkara tahsis edilen üst mahfil,

Önü sarılı metal panjurlu olan, soldaki ise müezzin için kullanılan,

Duvarlarda dikdörtgen açıklıklı on üç adet pencere bulunan,

Kubbeye kadar devam eden pencereler arasındaki duvar payesi,

Duvarlarda düz, kubbede merkeze doğru daralarak devam eden payeler,

Duvar payelerinin arasına daire şeklinde ahşap kesme kabartma yazılı

‘Allah, Muhammed, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin’ levhaları olan

Kubbenin iç yüzeyi Türk ampir üslubunda süslemelerle bezenen,

Merkezinde yuvarlak göbek içinde yaprak,  çiçeklerden oluşan bir süsleme

Duvar içine girintili ve kemerli olan alçıdan yapılan mihrap,

Ahşap korkuluklu geniş ahşap merdiven boşluğunun iki cephe duvarından birinde besmele, diğerin de ise ‘Ve hüve ala külli şey’in Kadir’ yazısı bulunan,

Dikdörtgen planlı tavanı ve tabanı ahşap ve duvarları sade boyalı sahanlık,

Asariye Çıkmazının kuzeyinde eskiden şadırvanın olduğu yerdeki iki katlı bina,

En önemli özelliği kubbe süslemesi olan caminin içi,  dışı beyaz ve su yeşili olan,

Beşiktaş’tan Ortaköy’e giderken soldaki ilk sokakta 1829’dan beri duran,

Bahtsız cami’ye bakmak kimsenin aklına gelmez ama benim çocukluğumun geçtiği yolun başlangıcındaki güzel ezan seslerinin yükseldiği camii,

Koşar adımlarla yanından yıllarca geçtiğim anılarımın tek şahidi Asariye Camii…


 
  Bu yazı 2516 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI