Bugun...

Fatih Camii

 Tarih: 20-09-2018 10:23:00
Sema AKKOYUN ÖZBAY

‘’Memleket camileri içinde bu mabed, vücuda nisbetle bir baş gibidir’’

                                                                                Fatih Sultan Mehmet…

 

İstanbul’un yedi tepesinden biri olan dördüncü tepeye büyük bir haşmetle

Yerleştirilen, Yapımı 1467 yılında başlayan ve 1470 yılında tamamlanan,

Tarih öncesinde caminin bulunduğu tepede İstanbul kurucularından

I Constantinus tarafından yaptırılan Havariyun Kilisesi bulunan,

İstanbul’un son kurucusu Fatih Sultan Mehmet Han’ın da bu tepeyi

Seçerek cami yaptırması ile İstanbul’un kurucuları tarafından buranın

Dini merkezi açıdan ne kadar önem taşıdığı görülen,

Bu tepede ebedi uykuya dalan iki büyük komutanı,

İstanbul’un kurucularını bünyesinde barındıran Fatih Camii,

Fatih’in eşi Gülbahar Hatun’a ait olan sekizgen köşeli ve kubbeli türbe,

Yanına bir sebil ile birlikte barok üslubunda yapılan,

Diğer türbe ise II. Mahmut’un annesi Nakşidil Sultan’a ait olan,  

Caminin ilk şeklinde, ortada büyük kubbe, mihrap tarafında yarım kubbe,

Yanlarda daha alçak üçer kubbe bulunur,

Dışta da cami etrafı revaklarla çevrili iç avlu takip eden son cemaat yeri,

Dış avlu kapısı ve bunun üzerinde renkli taşlarla bezenmiş taç kısmı,

Cümle kapısı duvarı ve köşelerde bitişik iki minarenin pabuçları,

Kürsüsü, kürsünün üzerindeki güneş saati ilk yapıdan günümüze kalanlar,

1766 yılındaki depremden dolayı harabe haline gelen,

Sultan III. Mustafa’nın emri ile Mimar Mehmet Tahir Ağa’ya barok stilinde

Eskisinden çok farklı olarak 1767-1771 yılları arasında yeniden yaptırılan,

Eski camiden kalan klasik parçalarla yeniden yaptığı barok parçaları

İyi bir şekilde birleştiren Mimar Mehmet Tahir Ağa,

Fatih Sultan Mehmet’in türbesi de barok tarzında yenilenen,

Eski Türk klasik mimarisine uymakla beraber, bazı noktalarda

Türk sanatına hakim olan barok üslubun özellikleri bulunan,

İki fil ayağı ve iki sütun üzerine oturtulmuş olup dört yarım

Kubbe ile desteklenen caminin merkezi kubbesi,

Sekiz köşeli olup kemerlere oturtulan kubbenin dış kasnakları,

Caminin iç yüzeylerini kaplayan kalem işleri nakışlar da barok üslubunda olan,

Yedi kubbeli ve çini süslemeleri orijinal olan son cemaat yeri,

Bazı sütunlar ile saçak sütunları granit olan,

Ana yapının sol tarafında bulunan geniş rampa ile çıkılan hünkar mahfili,

İkisi yanlarda, biri kıblede olmak üzere üç kapısı ve ortasında sekiz köşeli şadırvan olan dört tarafı kubbeli revaklarla çevrilmiş avlu,

Cami ile büyük bir ahenkle birleşen on iki dilimli minare,

Son cemaat duvarının sağ ve solundaki pencere aynalarındaki çinili levhalar,

Mihrabın sol tarafından türbe yanından geniş bir rampa ile girilen

Hünkar Mahfili ve odalar bulunan,

19. yüzyıl sonunda yapılan minarelerin taş külahları,

Külliyede, İstanbul’un ilk üniversitesi sayılan Akdeniz ve Karadeniz Medreseleri,

Hastane (Darüşşifa), Konukevi (Tabhane), Aşevi, Kütüphane ve hamam bulunan

Muhteşem güzellikteki dış avlusuyla göz kamaştıran Fatih Camii,

İbadet ederken insanı bu dünyadan alıp götüren huzur veren, büyülü atmosfer,

İstanbul’u İstanbul yapan görkemli Fatih Camii, Osmanlı Sultanları ve ailesi tarafından yaptırılan ve ‘Sultan Camileri’ anlamına gelen Selatin camilerinin ilki,

Geniş avlusundan Necmettin Erbakan ve Turgut Özal gibi çok sayıda devlet adamlarının cenazelerinin kaldırıldığı,

Sevimli kedileri okşayıp, kuşlara yem atarken, bir yudum su içtiğimiz avlusu,

Tarihi havasını koklarken Rabbimize secde edip huşu ve huzurla namaz kıldığımız, güzel, ihtişamlı, etkileyici ve ulu bir cami, Fatih Camii…

 
  Bu yazı 749 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI