Bugun...

İstanbul'da Corona Günleri

 Tarih: 31-03-2020 11:07:00
Sema AKKOYUN ÖZBAY

İstanbul bugünlerde Corona Virüsü ile yapılan mücadeleye tanıklık ediyor.

24 saat uyumayan kentin artık sokakları, caddeleri, köprüleri, tünelleri, viyadükleri,

Parkları, müzeleri, galerileri, okulları, vapurları, ibadethaneleri,  alışveriş merkezleri vs. 

hemen hemen bomboş.

Ama maalesef bugünlerde hastaneleri şifa arayan hastalarla dolup taşıyor.

Artık İstanbul’da hiçbir şey eskisi gibi değil, hayat olması gerektiği gibi akmıyor.

Maalesef akışa da müdahale edilmiyor.

En kısa zamanda Corona virüs belasından kurtulup 

İstanbul’a gelen baharı ve rengarenk çiçeklerini dalında görmek istiyoruz.

İstanbul’u süsleyen mimozalar, erguvanlar, manolyalar, laleler ve güller hepsi dalında güzel.

Bu illet virüsten kurtulup güzeller güzeli İstanbul’da baharı yazı kışı doya doya yaşamak için sabırsızlanıyoruz.

 

Yaşlı, genç, çoluk çocuk, kral, kraliçe, prens, prenses, işadamı, sporcu, öğretmen, manken, tüccar, 

Manav, bakkal, din adamı, doktor, hemşire, çiftçi vs. 

Ünlü, ünsüz, zengin ve yoksul hepimizi eşit ve aciz yapan Corona virüs.

Tabiat Ana’nın intikamı ya da insanlık yeni bir eşiğe geçiyor, bu bir prova olabilir.

Zorlu bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde hem Türkiye hem de dünya virüs ile mücadele ediyor.

Hepimiz gerilim filminde rol alan birer oyuncu gibiyiz.

Ama tedbiri elden bırakmadan hayatı akışına bırakalım.

Hep birlikte bunun üstesinden birlik, dayanışma ve sevgi ile gelebiliriz. 

Sağlıcakla EVDE KALALIM.

Evimizin dışında cehennemi yaşayan hastaneler var.

Hasta değilsek evimizden çıkmadan hayatımızı sürdürüyorsak kendimizi şanslı sayabiliriz.

Sıcak evimizdeyiz, Allah dışarıda olanlara sağlık çalışanlarına, hayatı devam ettirmek için çabalayanlara kuvvet versin. Fedakar doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık sektöründeki tüm çalışanlara minnettarız. Evsiz insanların ve günlük kazancıyla geçinmeye çalışan çabalayan herkesin

Allah yar ve yardımcısı olsun.

Hastanelerde tedavi gören tüm hastalara acil şifa, vefat edenlere de rahmet diliyorum.

 

Önce en önemlisi evimizde kalarak virüsün yayılmasını engelleyelim.

Evde kalarak uzun zamandır isteyip de yapma fırsatı bulamadığımız işlerimizi yapalım.

Mesela ben mutfak dolaplarımı yeniden düzenledim ve çok mutlu hissediyorum çünkü uzun zamandır yapmak istiyor ama fırsat bulamıyordum.

Bu arada kek, kurabiye, ekmek vs. yaparak mutfakta ekstra vakit geçirmek mümkün.

Haftaya kütüphanemdeki kitaplarıma el atmak istiyorum.

Kitap okuyorum bir adet salonda bir adette yatak odamda kitabım var.

Gündüz salondakini gece yatmadan önce de yatak başımdaki kitabımı okuyorum. 

Eğlendiren yayınları dizileri izleyip haberleri de minimum seviye de takip etmeye çalışıyorum.

Bol bol su içip evde yarım saat yürüyüş yapıyorum. 

Sevdiğimiz şarkıları dinleyip dans edebilir.

Vücut direncimizi güçlü tutacak şekilde beslenebiliriz.

 

Alışveriş için dışarı çıkmak zorunda olduğumuzda 

Evin kapı paspasına koyduğumuz çamaşır sulu beze ayakkabılarımızı silip balkona koyuyoruz.

Giysilerimizi de havalandırıp hemen duşa giriyoruz. 

Dışarı çıkmak zorunda kaldığımız da maske ve eldivenlerimizi takıp sosyal mesafeye dikkat ediyoruz.

 

En önemlisi hemen her gün her şeye aralıksız şükür ediyor.

Dua edip ibadetlerimi yapıyorum.

Sabırlı ve sakin olmalı ve lüzumunca yaşamalıyız. 

Evimizde güvenlikteyiz, bulaştırma ya da bulaşma riskinin dışındayız.

Evimizi düzenli havalandırma konusunda titiz davranmalıyız.

Sevdiklerimizden ayrıyız onların gözüne, gönlüne bakamıyoruz.

Sahip olduğumuz her şeyin kıymetini daha iyi anlayarak büyük bir sınavdan geçiyoruz.

Bu süreçte herkes de farkındalık oluşacağına inanıyorum. 

 

Yaşlılarımıza ihtiyaçları konusunda yardımcı olalım derken aklıma canım Babaannem geldi

Ben 7-8 yaşların da iken rahmetli babaannem Asiye Akkoyun şöyle derdi;

Öyle bir zaman gelecek ki İnsanlar ‘Kalkın ölüler biz yatalım diriler’ diyecekler. 

‘Hayat şartları zorlaşacak, yaşam çekilmez olacak, nüfusun artmasıyla zorluklar ve problemler çoğalacak.’ Babaannemi hayretle dinlerken ne demek istediğini anlamıyordum.

Şu an bakıyorum da ’henüz biz yatalım diriler’ demiyoruz ama virüs belasının nasıl insanları dize getirdiğini ve çaresiz bıraktığını görüyoruz. 

 

Bakarsınız bu virüs sayesinde bambaşka bir dünyaya uyanır ve ruhlarımızı tazeleriz. 

Geleceği kimse bilemez ama belki de bu virüs geldiği gibi en kısa zamanda gider.

Dünyanın ve üzerinde yaşayan tüm canlıların hayrı düşünüldüğünde belki de üzerine düşeni yaparak geçecektir dünyamızdan bu musibet virüs.

 
  Bu yazı 1896 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI