Türk ve Yunan savaş uçaklarının Meis Adası çevresindeki karşılıklı uçuşları Ege’de tansiyonu yükseltti. Atina’nın adalar üzerinden yürüttüğü egemenlik iddiaları ve artan askeri hareketlilik, bölgedeki sıcak çatışma riskini yeniden gündeme taşıdı.
Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk Hava Kuvvetleri’ne ait jetlerin Meis Adası yakınlarındaki uçuşlarının ardından Yunanistan askeri uçakları da bölgede alçak uçuş gerçekleştirdi. İki ülke arasında karşılıklı olarak artan bu askeri hareketlilik, hava sahası egemenliği ve adaların silahsızlandırılmış statüsü tartışmalarını bir kez daha uluslararası kamuoyunun gündemine taşıdı. Bölgedeki askeri hareketliliğin yoğunlaşması, iki başkent arasındaki diplomatik ve askeri gerilimi hat safhaya çıkardı.
Yunan medyasında sıcak çatışma iddiaları
Yaşanan bu son gelişmeler Yunanistan basınında geniş bir yer buldu. Ülkenin önde gelen askeri yayın organlarından Pentapostagma, bölgedeki hava hareketliliğini ve radar kilitlenmelerini öne çıkararak Yunan Hava Kuvvetleri’ne olası bir sıcak çatışma ihtimaline karşı hazırlıklı olma talimatı verildiğini iddia etti. Haberde ayrıca, Türkiye’nin son yıllarda hızla geliştirdiği yerli insansız hava aracı teknolojilerinin Yunan askeri kanadında ciddi bir alarm durumuna yol açtığı yorumlarına yer verildi.
Krizin temelinde yatan aidiyet tartışmaları
Ankara ile Atina arasındaki köklü anlaşmazlıkların odağında, Yunanistan yönetiminin Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını kendi lehine genişletme çabaları bulunuyor. Özellikle Türkiye kıyılarına son derece yakın, Yunan ana karasına ise yüzlerce kilometre uzaklıkta olan Meis Adası, bu güç mücadelesinin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Atina yönetimi, aidiyeti tartışmalı veya silahsızlandırılması gereken bu küçük adaların geniş kıta sahanlıklarına sahip olduğunu ileri sürüyor.
Türkiye deniz yetki alanlarını koruyor
Yunanistan’ın adalar üzerinden geliştirdiği bu iddialara karşı Türkiye, uluslararası hukukun hakkaniyet ilkelerini ve coğrafi ana karaların üstünlüğü kuralını savunuyor. Ankara yönetimi, Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını ve Mavi Vatan olarak adlandırdığı deniz sınırlarını koruma konusundaki kararlılığını hem sahada hem de masada sürdürüyor. Karşılıklı hamleler neticesinde bölgedeki askeri alarm durumu devam ediyor.