Meral Yağmur “İnsan, önce kendi kalbinin sesini duymayı öğrenmeli”

Şair ve yazar Meral Yağmur, Kayıp Seslerin Dönüşü kitabıyla insanın iç sesine, vicdanına ve unuttuğu değerlere dönmesini anlatıyor; hız çağında sessizliğin, merhametin ve umudun önemini vurguluyor.

Meral Yağmur “İnsan, önce kendi kalbinin sesini duymayı öğrenmeli”
Yayınlama: 22.08.2026
Düzenleme: 22.08.2026 11:29
A+
A-

Bilginin ve iletişimin hızla çoğaldığı günümüzde insan, dış dünyaya yetişmeye çalışırken kendi iç sesinden giderek uzaklaşıyor. Şair ve yazar Meral Yağmur, ilk deneme kitabı Kayıp Seslerin Dönüşü ile tam da bu noktaya dikkat çekiyor. İnsan, vicdan, merhamet, sabır, umut, yalnızlık ve maneviyat ekseninde kaleme aldığı eserinde okuyucuyu kendi içine doğru bir yolculuğa davet ediyor.

İlahiyat eğitiminin yanı sıra eğitimcilik, danışmanlık ve yöneticilik alanlarında da görev yapan Yağmur, yıllar içinde tanıdığı farklı hayat hikâyelerinin yazarlığını beslediğini ifade ediyor. “İnsan, önce kendi kalbinin sesini duymayı öğrenmeli” diyen Meral Yağmur, edebiyatın yalnızca estetik bir uğraş değil, insanın kendisiyle ve hayatla yeniden bağ kurmasını sağlayan güçlü bir köprü olduğuna inanıyor.

Yeni Gazete: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Meral Yağmur kimdir?

Meral Yağmur: Hayatın farklı duraklarında insanı anlamaya çalışan bir yolcuyum. Evliyim, iki çocuk annesiyim ve İstanbul’da yaşıyorum. İlahiyat eğitimi aldım. Manevi Değerler Eğitimi, Aile ve Çocuk Danışmanlığı, öğrenci yerleştirme, barındırma ve yurt yöneticiliği alanlarında görev yaptım.

Hayatım boyunca farklı yaşlardan, farklı hikâyelerden insanlarla karşılaştım. Sevinçlere, kayıplara, umutlara, kırgınlıklara ve yeniden ayağa kalkışlara tanıklık ettim. Yazarlığımı besleyen en önemli kaynak da bu insan hikâyeleri oldu. Kendimi hâlâ öğrenmeye, anlamaya ve anlatmaya çalışan bir yolcu olarak görüyorum.

Yeni Gazete: Çocukluğunuza dönecek olursak, sizi yazmaya hazırlayan şey neydi?

Meral Yağmur: Sanırım her şey, gözlem yapmayı sevmemle başladı. Çocukluğumdan beri insanların davranışlarını, duygularını ve hayatın görünmeyen taraflarını merak ettim. Bazı insanlar yaşanan olaylara bakar; ben ise çoğu zaman insanların o olaylar karşısındaki hâllerini anlamaya çalıştım.

Kelimelerle kurduğum dostluk da böyle başladı. Önce gözlemledim, sonra düşündüm, en sonunda yazdım. Bugün kaleme aldığım her satırın temelinde çocukluk yıllarımdan taşıdığım bu merak duygusu vardır.

Yeni Gazete: Hayatınızda dönüm noktası olarak gördüğünüz bir olay var mı?

Meral Yağmur: Hayatım boyunca beni şekillendiren birçok dönüm noktası oldu. Bunlardan biri de küçük yaşlarda öğretmenlerimin bende gördüğü potansiyeldi.

İleri düzeyde okuma becerim nedeniyle bana yaşıtlarımdan daha kapsamlı kitaplar verilmesi, kendime olan güvenimi artırdı. Ayrıca çevremde, sahip olduğum yetenekleri fark ederek eğitimimin daha ileri seviyede olması gerektiğini düşünen insanların desteği de beni çok etkiledi.

Bugün geriye dönüp baktığımda, insanın kaderini bazen kendisine duyulan samimi bir güvenin değiştirebildiğini görüyorum.

Yeni Gazete: Hayatınızı en çok etkileyen kitaplar veya yazarlar hangileri oldu?

Meral Yağmur: Hayatımı etkileyen kitaplardan biri Portakal Şekeri oldu. Ancak beni kitaplara gerçekten bağlayan şey, çocukluk yıllarımda kazandığım okuma sevgisiydi.

İlkokul ikinci sınıfta öğretmenim, okuma seviyemin ileri olduğunu fark ederek bana arkadaşlarımdan daha kalın ve daha kapsamlı kitaplar verirdi. O güven benim için çok kıymetliydi. Okudukça yeni dünyalar keşfettim; zamanla okumak yalnızca bir alışkanlık değil, hayatı anlamanın bir yolu hâline geldi. Yazarlık yolculuğumun temeli de o yıllarda atıldı.

Yeni Gazete: Yazmak sizin için ne ifade ediyor?

Meral Yağmur: Yazmak benim için yalnızca bir üretim biçimi değil; düşünmenin, anlamlandırmanın ve insanın kendi içine doğru yürüyebilmesinin yollarından biridir.

Bazı insanlar konuşarak rahatlar, bazıları susarak… Ben çoğu zaman yazarak kendime yaklaşırım. Çünkü bazen insanın kendi kalbine ulaşabilmesi için önce bir cümle kurması gerekir.

Yeni Gazete: Bir cümle yazmadan önce kendinize en çok hangi soruyu sorarsınız?

Meral Yağmur: Öncelikle yazacağım konu hakkındaki bilgimin yeterli olup olmadığını tartarım.

Daha sonra kendime şu soruyu sorarım: “Bu cümle okuyucunun zihnine ya da kalbine gerçekten bir katkı sağlayacak mı?”

Yazının sorumluluk taşıdığına inanıyorum. Bu yüzden yalnızca güzel görünen cümleler kurmaya değil, okuyucuya fayda sağlayacak cümleler kurmaya özen gösteriyorum.

Yeni Gazete: Yazarken belirli bir çalışma disiplininiz var mı?

Meral Yağmur: İlhamın gelmesini bekleyen biri değilim. Elbette bazı cümleler beklenmedik anlarda gelir; ancak yazının asıl emeği masanın başında verilir.

Bazen tek bir cümle üzerinde uzun süre düşündüğüm olur. Yazı, sabır isteyen bir yolculuktur. Düzenli çalışmanın ve sürekli düşünmenin, ilham kadar önemli olduğuna inanıyorum.

Yeni Gazete: Sessizlik sizin için ne ifade ediyor?

Meral Yağmur: Sessizlik sadece gürültünün olmaması değildir elbette.

Düşüncelerimin berraklaştığı, kalbimin sesini daha net duyabildiğim özel bir alandır. Yazarken en çok sessizliği severim. Çünkü sessizlik huzurla birlikte düşüncelerimin gerçek sesini de verir.

Bence insan, önce kendi sessizliğiyle dost olmalıdır.

Yeni Gazete: Yazılarınızı kaleme alırken size en çok hangi duygu eşlik ediyor?

Meral Yağmur: Merhamet…

Bir insanı anlamaya çalışmadan onun hakkında yazmanın eksik kalacağını düşünüyorum. Yazılarımda hüküm vermek yoktur, daha çok anlamaya çalışmak vardır.

İnsanların görünmeyen yaralarına dokunabilmek, benim için edebiyatın en kıymetli taraflarından biridir.

Yeni Gazete: Yazarlığınızı besleyen en önemli alışkanlığınız nedir?

Meral Yağmur: Okumak… Ama yalnızca kitap okumak değil; insanı, zamanı ve hayatı da okumak…

Bazen bir sayfa kitap, bazen bir yolculuk, bazen de yaşlı bir insanla yapılan kısa bir sohbet insana uzun metinlerden daha çok şey öğretebilir.

Yeni Gazete: Bir yazar olarak kendinizi üç kelimeyle nasıl tanımlarsınız?

Meral Yağmur: Sorgulayan, merhametli ve samimi…

Yazılarımda olduğu gibi hayatımda da önce anlamaya, sonra anlatmaya çalışan bir insan olmaya gayret ediyorum.

Yeni Gazete: Sizce iyi bir yazarın en önemli özelliği nedir?

Meral Yağmur: Önce iyi bir insan, sonra iyi bir gözlemci olmak…

Hayatı dikkatle izlemeyen, insanı dinlemeyen biri güçlü metinler yazabilir belki; fakat kalplere dokunması kolay değildir.

Yazı yalnızca bilgiyle değil, vicdanla da beslenir.

Yeni Gazete: Yazılarınızda en çok hangi temalara dönüp dolaşıp geliyorsunuz?

Meral Yağmur: İnsanın iç dünyası, vicdan, merhamet, umut, sabır, yalnızlık, kırgınlık, maneviyat ve insanın kendini arayışı…

Çünkü insan, değişen çağlara rağmen aynı temel soruların peşinden gitmeye devam ediyor. Yazılarımda da bu arayışın izlerini sürmeye çalışıyorum.

Yeni Gazete: Yazarken en çok zorlandığınız konu nedir?

Meral Yağmur: Acıyı anlatırken umudu kaybettirmemek…

Hayatın karanlık taraflarını görmezden gelmek doğru değil. Fakat insanı karanlığın içinde bırakmak da bana göre eksik bir anlatım olur.

Her yazının sonunda okuyucunun kalbine küçük de olsa bir umut bırakmayı önemsiyorum.

Yeni Gazete: Okuyucularınız kitaplarınızı bitirdiğinde hangi duyguyla ayrılmasını istersiniz?

Meral Yağmur: Her yazar gibi ben de okuyucunun satırlarımda kendinden bir parça bulmasını isterim.

Kitabın son sayfasını kapattığında “Yalnız değilmişim.” diyebilmesi benim için en büyük mutluluk olur.

Eğer bir cümlem, bir insanın kendi iç sesini yeniden duymasına, unuttuğu bir değeri hatırlamasına ya da hayata biraz daha umutla bakmasına vesile olursa, yazarlık yolculuğumun amacına ulaşmış olduğuna inanırım.

Yeni Gazete: Eğitimcilik, danışmanlık ve yöneticilik tecrübeleriniz size insan hakkında ne öğretti?

Meral Yağmur: Belki de en önemli şeyi…

İnsanların çoğu kusurlarından çok yaralarıyla hareket ediyor.

Yıllar boyunca çocuklarla, gençlerle, ailelerle ve farklı hayat hikâyelerine sahip insanlarla çalışma fırsatım oldu. Bir çocuğun sessizliğinde saklanan kırgınlığı, bir annenin görünmeyen yükünü, bir gencin yön arayışını yakından gözlemledim.

Şunu gördüm ki insanlar çözümden önce anlaşılmak istiyor. Çocuklar görülmek, gençler duyulmak, aileler ise yeniden birbirlerine ulaşabilmek arzusunu taşıyor. Bu yüzden insanı değerlendirirken yalnızca davranışlarına değil, o davranışların ardındaki hikâyeye de bakmak gerekiyor.

Yeni Gazete: Bunca tecrübenin ardından insan hakkında vardığınız en temel sonuç nedir?

Meral Yağmur: İnsan, göründüğünden daha kırılgan; tahmin edilenden ise çok daha güçlü bir varlık.

Bazen söylenen tek bir güzel söz, insanı yıllarca ayakta tutabiliyor. Aynı şekilde, farkında olmadan söylenen tek bir kırıcı cümle de uzun yıllar taşınan bir yaraya dönüşebiliyor.

Bu nedenle insanı anlamanın yolu yargılamaktan değil, dinlemekten geçiyor. Bir insanın öfkesini görmek kolaydır; o öfkenin ardındaki incinmişliği görebilmek ise emek ister.

Yeni Gazete: Sizce insan kendini gerçekten nasıl tanıyabilir?

Meral Yağmur: İnsan kendini en çok yalnız kaldığında, zor zamanlarda verdiği tepkilerde ve kendi hatalarıyla yüzleşebildiğinde tanımaya başlar.

Hepimizin güçlü yönleri olduğu gibi zayıf tarafları da var. Kendini tanımak; güzel taraflarını görmek kadar, eksiklerini de kabul edebilmektir.

Bence insan, başkalarını anlamaya çalıştıkça kendini de daha iyi tanır. Çünkü her karşılaşma, aslında insanın kendi içine tuttuğu bir aynadır.

Yeni Gazete: Kırgınlıklar insanı zayıflatır mı, yoksa olgunlaştırır mı?

Meral Yağmur: Bu, insanın kırgınlığıyla nasıl ilişki kurduğuna bağlıdır.

Eğer kırgınlık sadece taşınan bir yük hâline gelirse insanı yorar. Fakat yaşananlardan ders çıkarılabiliyorsa, zamanla olgunlaştıran bir öğretmene dönüşebilir.

Hayat bana, her yaranın iz bıraktığını; nihayetinde o izin insanı daha merhametli ve daha anlayışlı biri hâline de getirebileceğini öğretti.

Yeni Gazete: Maneviyat kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?

Meral Yağmur: Maneviyat benim için insanın kendi özüyle ve vicdanıyla kurduğu bağdır.

Belirli kalıpların ötesinde, insanın yalnız kaldığında kendisiyle kurduğu ilişkinin niteliğidir. Kalabalıkların içinde olup kendinden uzaklaşmak da mümkündür; sessiz bir odada otururken hakikate yaklaşmak da…

Dolayısıyla maneviyat, insanın iç sesini kaybetmeden yaşayabilmesidir.

Yeni Gazete: Anne olmak size ne öğretti?

Meral Yağmur: Annelik bana sevginin gerçek anlamını öğretti.

Eskiden sevgiyi daha çok bir duygu olarak düşünürdüm. Anne olduktan sonra sevginin; emek vermek, sabretmek, beklemek, korumak ve sorumluluk almak olduğunu daha iyi anladım.

Bir çocuğun büyümesine eşlik etmek, aslında insanın kendi olgunlaşmasına da tanıklık etmesidir.

Yeni Gazete: Kadınlık üzerine sıkça yazıyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mı?

Meral Yağmur: Çünkü kadın, bir toplumun hafızasını taşıyan en güçlü değerlerdendir.

Bir anne yalnızca çocuk büyütmez; aynı zamanda vicdanı, merhameti, güveni ve karakteri de inşa eder.

Kadınlığı sadece toplumsal bir rol olarak değerlendirmiyorum. Bana göre kadın; iyileştiren, dönüştüren ve yeniden kuran bir güçtür. Toplumların geleceğini konuşurken kadınların taşıdığı değeri göz ardı etmek mümkün değildir.

Yeni Gazete: Günümüz gençlerinde sizi en çok etkileyen şey nedir?

Meral Yağmur: Arayışları…

Gençlerin çok soru sormasını kıymetli buluyorum. Çünkü soru, insanı düşünmeye; düşünmek ise gelişmeye götürür.

Bugünün gençleri bilgiye çok hızlı ulaşıyor. Ancak anlam arayışları da en az bunun kadar güçlü. Bence onların en büyük ihtiyacı, yargılanmadan dinlenebilecekleri güvenli alanların çoğalmasıdır.

Yeni Gazete: Bir danışman olarak sizi en çok üzen insan profili hangisi?

Meral Yağmur: Kendini değersiz sanan insanlar…

Çünkü insanın önündeki en büyük engellerden biri dış şartlardan öte, kendi hakkında kurduğu olumsuz cümleler oluyor.

İnsan, kendine olan inancını kaybettiğinde hayata olan bağını da zayıflatıyor. Oysa asıl ihtiyaç duyduğu şey, sadece birinin ona yeniden değerini hatırlatmasıdır.

Yeni Gazete: En çok hangi insanî özellikleri önemsiyorsunuz?

Meral Yağmur: Merhameti, adaleti ve samimiyeti…

Bilgi öğrenilebilir, başarı kazanılabilir, makam elde edilebilir. Fakat kalpte merhamet yoksa sahip olunanların anlamı eksiliyor.

Samimiyet ise insanın özüyle sözünün birbirine yakın durabilmesidir. Bu itibarla güven veren insanlar, kusursuz olanlar değil; samimi olanlardır.

Yeni Gazete: Günümüz insanının en büyük kaybı sizce nedir?

Meral Yağmur: Dinlemeyi unutmuş olmamız…

Bugün herkes konuşuyor, herkes anlatıyor; fakat anlamak için dinleyenlerin sayısı giderek azalıyor.

Oysa insanı insana yaklaştıran şey yalnızca konuşmak değil, gerçekten dinleyebilmektir. Pek çok yalnızlığın temelinde de duyulmama hissi yatıyor.

Yeni Gazete: Günümüz toplumunda sizi en çok düşündüren mesele hangisi?

Meral Yağmur: Duygusal ve ruhsal yoksullaşma…

Bilgi bakımından tarihin en zengin dönemlerinden birinde yaşıyoruz. Buna rağmen anlam arayışımız her geçen gün büyüyor.

İnsanlar neyin peşinden gittiklerini biliyorlar; fakat neden gittiklerini açıklamakta zorlanıyorlar. Nitekim çağımızın temel meselelerinden biri tam da burada düğümleniyor.

Yeni Gazete: Sizce çağımızın en büyük yanılgısı nedir?

Meral Yağmur: Hızın mutluluk getireceğine inanmak…

Sürekli yetişmeye, kazanmaya ve bir yerlere ulaşmaya çalışıyoruz. Oysa insan ruhu acele etmeyi sevmiyor.

Bazı güzellikler ancak yavaşladığımızda fark ediliyor. Kendimize ayırdığımız sessiz zamanlar, genelde en büyük kazanımlarımız oluyor.

Yeni Gazete: Sizce insan hangi yaşta olgunlaşır?

Meral Yağmur: Takvim yaşının olgunlukla doğrudan bir ilişkisi olduğuna inanmıyorum.

Bazı insanlar genç yaşta büyük bir hikmet taşıyabiliyor; bazıları ise uzun yıllar yaşasa da aynı yerde kalabiliyor.

Olgunluk, yaş almakla değil; yaşananlardan anlam çıkarabilmekle ilgilidir. İnsan, hayatın kendisine öğrettiklerini içselleştirebildiği ölçüde olgunlaşır.

Yeni Gazete: Hayatınız boyunca sizi en çok etkileyen insanlar kimler oldu?

Meral Yağmur: Sessizce iyilik yapan insanlar…

Gösterişten uzak yaşayan, yük taşıyan, fedakârlık yapan ama bunu dillendirmeyen insanlar beni her zaman derinden etkilemiştir.

Bence insanlığın gerçek kahramanları görünmeyen insanlardır. Dünyayı değiştiren büyük sözlerden çok, sessizce yapılan iyiliklerdir.

Yeni Gazete: Başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?

Meral Yağmur: Başarıyı yalnızca sonuçlarla ya da makamlarla ölçmüyorum.

Bir insanın karakterini koruyabilmesi, vicdanını kaybetmemesi ve bulunduğu yere iyilik taşıyabilmesi de büyük bir başarıdır. Gerçek başarı, insanın kendi değerlerinden ödün vermeden yürüyebilmesidir.

Yeni Gazete: Umutlu musunuz?

Meral Yağmur: Evet, umutluyum.

İnsanlık tarihi yalnızca savaşların, krizlerin ve kırılmaların tarihi değildir. Aynı zamanda iyiliğin, dayanışmanın ve yeniden ayağa kalkabilmenin de tarihidir.

Bir çocuğa uzanan şefkatli bir el, bir gence duyulan güven ya da yaşlı bir insanın gönlüne dokunan samimi bir söz… Toplumları ayakta tutan işte bu küçük gibi görünen iyiliklerdir. Bu yüzden umudu korumayı bir sorumluluk olarak görüyorum.

Yeni Gazete: Edebiyatın toplum üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Meral Yağmur: Edebiyat, insanın iç dünyasına ulaşabilen en güçlü köprülerden biridir.

Bir yasa davranışları değiştirebilir, bir teknoloji alışkanlıkları dönüştürebilir; fakat bir kitap insanın bakış açısını değiştirebilir. Kalıcı dönüşümler önce düşüncede, ardından kalpte başlar.

Bu yüzden edebiyatın yalnızca estetik bir uğraş değil, aynı zamanda insanı inşa eden önemli bir güç olduğuna inanıyorum.

Yeni Gazete: Şair yönünüz de bulunuyor. Şiir sizin için ne ifade ediyor?

Meral Yağmur: Şiir, duygunun ve düşüncenin en yoğun hâlidir.

Bazı hakikatler anlatılır, şiir ise onları hissettirir. Düzyazıda uzun uzun ifade edebileceğiniz bir duyguyu bazen tek bir mısra anlatabilir.

Şiir benim için kelimelerin en saf, en içten ve en derin hâlidir.

Yeni Gazete: Yayıma hazır şiir kitabınız Hicran’a Düşen Kelam varken neden okuyucuyla önce Kayıp Seslerin Dönüşü aracılığıyla buluşmayı tercih ettiniz?

Meral Yağmur: Çünkü içinde bulunduğumuz çağın, insanın iç dünyası üzerine daha fazla düşünmeye ihtiyaç duyduğunu hissettim.

Kayıp Seslerin Dönüşü, yalnızca bir kitap değil; insanın kendi vicdanına, değerlerine ve iç sesine yeniden yönelmesi için yapılmış bir davet niteliğinde.

Şiir benim gönlümün dili olsa da, ilk adımı deneme türüyle atmanın okuyucuya daha güçlü ulaşacağını düşündüm.

Yeni Gazete: Kayıp Seslerin Dönüşü nasıl bir kitap? Tek cümleyle tanımlamanız gerekse ne söylerdiniz?

Meral Yağmur: Bu kitap, insanın kendi iç sesini yeniden hatırlama çabasıdır.

Aslında kaybolan pek çok şey dış dünyada değil; insanın kendi içinde saklı duruyor. Kitap boyunca okuyucuya hazır cevaplar sunmaktan çok, kendi iç yolculuğuna eşlik etmeye çalıştım.

Bu nedenle eser, bir anlatıdan ziyade bir fark ediş ve hatırlayış yolculuğu olarak okunabilir.

Yeni Gazete: “Kayıp sesler” ifadesi sizin için neyi temsil ediyor?

Meral Yağmur: Vicdanın sesi…

Merhametin sesi…

Şefkatin sesi…

İnsafın sesi…

Sabır ve hikmetin sesi…

Ve en önemlisi, insanın kendi iç sesi…

Bunlar tamamen kaybolmuş değerler değil; sadece zamanın gürültüsü içinde üzeri örtülmüş, ihmal edilmiş ya da bastırılmış taraflarımız. Kayıp sesler; çocukluktan kalan hayaller, unutulmuş değerler ve susturulmuş duygulardır.

Yeni Gazete: Kitapta yalnızlık üzerine dikkat çekici değerlendirmeler bulunuyor. Yalnızlığa nasıl bakıyorsunuz?

Meral Yağmur: Yalnızlığı her zaman bir eksiklik olarak görmüyorum.

İnsan bazen kalabalıkların içinde kendini kaybediyor, yalnız kaldığında ise kendi sesini duymaya başlıyor. Bu yüzden yalnızlık kimi zaman bir acıdan çok, insanı kendisiyle buluşturan bir öğretmendir.

Kendisiyle yüzleşmeyi öğrenen insan için yalnızlık, korkulacak değil, değerlendirilecek bir zamandır.

Yeni Gazete: Sabır temasına neden özel bir yer verdiniz?

Meral Yağmur: Çünkü sabır, en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biridir.

Sabır sadece beklemek değildir. İç dünyada olgunlaşabilmek, yaşananları anlamlandırabilmek ve hayatın yükünü hikmete dönüştürebilmektir.

Sabır sessizdir ama güçlüdür. Kırılmamak değil; kırıldıktan sonra yeniden ayağa kalkabilmektir.

Yeni Gazete: Okurlarınızdan aldığınız ve unutamadığınız bir geri dönüş oldu mu?

Meral Yağmur: Evet, beni çok etkileyen geri dönüşler aldım.

Bir okuyucum, yazılarımdan birini okuduktan sonra uzun zamandır konuşmadığı ablasını aradığını söylemişti. Bir başkası ise kendisini affetmeye o yazıyla başladığını yazmıştı.

Bir kitabın ya da tek bir cümlenin bile insan hayatına küçük de olsa bir iyilik bırakabilmesi, benim için bütün ödüllerden daha kıymetlidir.

Yeni Gazete: Bundan sonraki hedefiniz nedir?

Meral Yağmur: Daha çok kitap yazmaktan önce, yazdıklarımın insanlara fayda sağlayabilmesini isterim.

Sayfaların çoğalmasından çok, gönüllere ulaşmasını önemsiyorum. Eğer bir insanın kalbine küçük de olsa iyilik bırakabiliyorsam, kendimi bahtiyar hissederim.

Yazmaya, öğrenmeye ve insanın iç dünyasına ışık tutmaya devam etmek en büyük hedefimdir.

Yeni Gazete: Bugünkü Meral Yağmur, gençlik yıllarındaki Meral Hanım’a ne söylemek isterdi?

Meral Yağmur: Hayatın her şeyi hemen açıklamasını bekleme…

Bazı cevaplar yıllar sonra gelir. Bazı yaralar zamanla anlam kazanır. Bazı kapanan kapılar ise yeni başlangıçların habercisidir.

Hayata güvenmekten ve iyilikten vazgeçme; çünkü insanı ayakta tutan en büyük güç, umudunu koruyabilmesidir.

Yeni Gazete: Hayatın size öğrettiği en kıymetli hakikat nedir?

Meral Yağmur: Hayat bana, hiçbir samimi duygunun ve hiçbir iyiliğin boşa gitmediğini öğretti.

İnsan bazen yaptığı iyiliğin karşılığını hemen göremeyebilir. Fakat içtenlikle yapılan her davranış, er ya da geç hayatın başka bir yerinde mutlaka karşılığını bulur.

Ayrıca şunu da öğrendim: İnsan önce kendini tanımadan, hayatı ve başkalarını gerçek anlamda tanıyamıyor.

Yeni Gazete: Son olarak, bugünün insanına ve okuyucularınıza ne söylemek istersiniz?

Meral Yağmur: Hayatın telaşı içinde kendi sesimizi kaybetmeyelim.

Merhameti güçsüzlük, empatiyi ise yalnızca bir nezaket göstergesi olarak görmeyelim. İnsan olmanın özü, başka bir insanın varlığını gerçekten hissedebilmekte saklıdır.

İnsan, önce kendi kalbinin sesini duymayı öğrenmeli. Çünkü hakikate giden yollar farklı olsa da, onların tamamı insanın kendi içine çıkar.

Eğer Kayıp Seslerin Dönüşü, bir okuyucunun kendi iç dünyasına dönmesine, unuttuğu bir değeri yeniden hatırlamasına vesile olursa, yazma yolculuğumun amacına ulaşmış olacağına inanıyorum.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.