Bahçeli’den Meral Akşener’e olay gönderme

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’ndan ayrılıp, geri dönmesiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’den Meral Akşener’e olay gönderme
Yayınlama: 07.03.2023
A+
A-

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. İşte Bahçeli’nin konuşmasından satır başları: Acımız kaybımız ne kadar fazla olursa olsun onları hafifletecek mahşeri vicdan ayaktadır. Devlet, milletiyle bir ve beraber olmuş mağduriyetlerin geniş etkisi giderilmeye başlanmış, çok ciddi mesafeler alınmıştır. Umutlar dirilmiştir. Bizim anlayışımızda insan insana candır, kandır, dayanaktır, hayattır.

Bir aydır her insanımızın kalbi deprem bölgesinde atmaktadır. 85 milyon aynı duyguda kilitlenmiştir. Hiçbir mazlum insanımızı darda ve zorlukta bırakmama hakimdir.

ÇADIR TİYATROSU

Siyaseti fitneye, çadır tiyatrosuna, kavga ve kutuplaşma arenasına çeviren fırıldakların U dönüşlerine itibar etmeyeceğiz. Nahoş tezgahlara gelmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak sağa sola bakmadan adanmış yüreğimizle Türk milletine hizmet edeceğiz.

KARDEŞLİĞİN MANİFESTOSUNU YAZACAĞIZ

Başkaları dedikodu çarkına kapılacak, biz dağları aşacağız. Başkaları polemik batağında debelenecek biz huzur, barış ve kardeşliğin manifestosunu yazacağız.

UYGUN PLANLAR HAZIRLANMAKTA

Deprem bölgesinde önümüzdeki kısa sürede 405 bin konutla birlikte 83 bin köy evi inşa edilecektir. Depremden etkilenen her ilimizin coğrafi ve kültürel dokusuna uygun planlar hazırlanmaktadır.

ULUSAL RİSK KALKANI TOPLANTISI ÇOK UMUT VERİCİ

Zemin artı 3 ya da 4 katı geçmeyeceği açıklanmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde gerçekleştirilen Ulusal Risk Kalkanı toplantısı bize göre çok hayırlı ve gelecek için çok umut verici bir adımdır.

MİLLET NE DİYORSA FİKRİMİZ ODUR

Bizim başkaları gibi milletle, demokrasiyle hiçbir sorunumuz olmamıştır, olmayacaktır. Bunlardan birisini diğerine tercih edilecek siyaset sakattır, kusurludur. Millet ne  diyorsa fikrimiz odur.

SEÇİM MÜZİĞİ OLMAYACAK

Seçim müziği kullanmayacağız. Sağduyumuzu her an kullanacağız. Pozitif siyasetimizi ülke genelinde yansıtacağız. Milletimiz ile her an temas halinde iç içe olacağız. Adayımız belli, kararımız net diyeceğiz. Felaketin kanamasını faziletli güç birliği ile dindireceğiz.

CUMHUR İTTİFAKI SADECE SEÇİM İTTİFAKI DEĞİLDİR

Devletin nasıl korunması gerektiğini dosta düşmana gösteren Milliyetçi Hareket Partisi’dir. MHP tehlikeler karşısında sonuna kadar direnecek, her bedeli ödemeye hazır olacaktır. Bu devlet önüne gelenin yakıp kıracağı sömürge bakiyesi de değildir. Cumhur İttifakı yalnızca bir seçim ittifakı değildir. Milli ahlaki ve tarihi birlikteliğin ifadesidir. Kararlılığımız, iş birliğimiz Türkiye’yi lider ülke yapacak, küresel güç haline getirecektir. 

İSTİKBALİN YOL HARİTASI 14 MAYIS’TA NETLEŞECEK

İstikbalin yol haritası 14 Mayıs’ta netleşecek. Aziz Türk milleti kesin hükmünü sandıkta gösterecektir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni yüzyıla kardeşlik ve kucaklaşma bağlarıyla ulaştıracaktır.

KARANLIK PLANIN ÖN HAZIRLIĞI

Sokakları tahrik etmeyi, ateşle olduğu meydandadır. Trübünlerden seslendirilen sloganlar Türkiye düşmanları tarafından karanlık bir planın ön hazırlığıdır. Eş zamanlı milli hislerimizi kaşımanın çabasındalar. Muhalefetin pazarlıklara gömülmesiyle, çatışma iklimini yeşertme peşinde koşanlar unutmasınlar ki kendi kazdıkları kuyuya düşmekten kurtulamayacaktır. Herkes aklını başına almalıdır. Rüzgar estiren fırtına ile devrilecektir.

KÜRT KÖKENLİ KARDEŞLERİMLE İLİŞKİLENDİRİLMESİ REZALETTİR

Geçtiğimiz hafta sonu Bursaspor-Diyarbakırspor arasında oynanan maçta sallanan görsellerin sporun ahlak ve doğasına aykırı olduğu herkesin malumudur. Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor’dan bahsedilemeyecektir. Bursa’da küçük bir azınlık olan terör yandaşlarının stadyumu tahrik etmesi, çıkan olayların Kürt kökenli kardeşlerimle ilişkilendirilmesi rezalettir. Türk ile Kürt arasına düşmanlık tohumu ekmeye kalkan kim varsa, koparılması gereken çıban başıdır. Bursa nasıl gözbebeğimizse, Diyarbakır da öyledir.

EN BÜYÜK SUÇLU ZİLLET İTTİFAKIDIR

Bin yıllık kardeşliğimizin israf edilmesine gözyummamız mümkün değildir. Milli birlikte ve kardeşlik mirasımıza sahip çıkamazsak geleceğimizi bu coğrafyada paylaşma arzusunu diri tutmak imkansız hale gelecektir. Süregelen tarıtşmalar devlet ve millet hayatımızın devamını etkileyecek konulardır. Bu konuda en büyük suçlu, bölücü terör örgütüne sevimli görünen zillet ittifakıdır.

TÜRK SPORU KARDEŞLİĞİN VADİSİDİR

TFF’nin atıl ve aciz kaldığı hususunda yaygın kanaate kulak verilmelidir. Türk sporu dostluğun ve kardeşliğin vadisidir. Futbol sahalarından kaos çıkarmak bu millete yapılacak kötülüktür. Bu ülkenin başına ne gelmişse küçük politikalardan ve küçülmüş politikacılardan kaynaklanan bir gerçektir. İlkeli olmak demek insanın kendisine sadakati demektir.

İLKESİZLİĞİN YÜZLERİ

Milletimiz depremin enkazıyla ve feci sonuçlarıyla mücadele ederken siyasi istismara tevessül etmek, yıkıma devam etmek ihanetin alenileşmesidir. Hatay’da bir hastande jenaratör devreye girmediği için hastaların öldüğünü, suyun bulunmadığını söyleyenler ilkesizliğin yüzleridir. Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Elbistan ziyaretimizde ortalığı karıştırmaya çalışan siyasi provoaktörler hem ilkel hem de ilkesiz güruhtur.

KUMAR MASASI, KÜÇÜK HESAPLAR MASASI…

Bir yıldır Cumhurbaşkanı adayını yıpranmasın diye açıklamayıp, bir günde toz duman olanlar ilkesizliğin canlı timsalleridir. Ortak aday anlayışı üzerinde uzlaşıp 24 saat bile geçmeden atılan imzayı inkar edenler ilkesizliğin ana damarıdır. Bir yıl boyunca oturduğu eğri bacaklı masayı; kumar masası, şahsi hırsların masası, küçük hesaplar masası, noter masası, kuyruklu yalanlar masası diyerek önce devirip, sonra zoru görünce tekrar oturanlar ilkesizliğin ve yüzsüzlüğün numuneleridir.

İP BAŞKANI SÖYLEDİĞİ SÖZLERİN ALTINDAN NASIL KALKACAK

İttifak yaptığı partinin mensuplarını isyana çağırmak ilkesizliğin ve siyasi ahlak eksikliğinin adeta fermanı değildir de nedir? Kazanamaz dediği Cumhurbaşkanı adayının dönüp dolaşıp yanında hizalanmak ilkesizliğin daniskası değildir de nedir? Diğer yandan dayatmalara rıza gösterip, bu çirkinliğe onay verip masayı devirene tekrar sandalye sunmak çürümüş bir siyasetin ilkesizliği değil midir? Mahut belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı yardımcısı olması yönündeki baskılara boyun eğerek bu şahıslara hem oy veren vatandaşlarımıza hem de siyasetin ilke ve ahlakına suikast yapılmasına tamam demek esir edilmiş, yerin dibine geçmiş küçük bir siyaset çirkinliği değil midir? Makam ve mevki pazarlıklarıyla masaya geri oturan İP başkanı, söylediği ağır sözlerin altından nasıl kalkacak, insanımızın yüzüne utanmadan, sıkılmadan nasıl bakacaktır?

BİR KERE SATAN YİNE SATAR

Türk siyaseti bu tip bir ilkesizliği ne görmüş ne de muhatap olmuştur. Geçmişte demiştim, yine söylüyorum: Bir kere satan yine satar, yine satar, yine satacaktır. Gidişata göre renk değiştirerek girecekleri şekil belli olmayan ilkesizler yokken, biz yine vardık, var olacağız ve yine milletimizin kalbinde bulunacağız.

ZİLLET DÜŞMÜŞTÜR

Siyasetin muhalefet cenahında yaşanan kargaşa ve kaotik tabloya bakınca ülkemiz adına üzülmekten kendimizi alamıyoruz. Milletimiz ve Türkiye’miz böyle bir muhalefete asla müstahak değildir. Masada oturmayı dahi beceremeyen, ortak bir siyasi planlama ve hedefte bile buluşamayanların 85 milyon Türk vatandaşına hizmet etmesi, ilkeli ve dürüst şekilde siyasi duruş göstermesi beyhude bir beklentidir. Yusuf Has Hacib’ten esinlenerek zillet ittifakına diyorum ki: Bozulur bu yaptıklarınız, saçılır bu topladıklarınız, kırılır bu çevirdiğiniz çarkınız. Zillet düşmüştür, Cumhur İttifakı’nın siyasi alternatifi de kalmamıştır.

VİCDAN SAHİBİ HERKES İÇİN UTANÇ

Yarın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü karşılayacağız. Bu konuda vicdani farkındalık düzeyinin küresel ölçekte yükselişi memnuniyet verici olsa da, hala kadınla şiddetin yana yana gelmesi bir skandaldır. Biz kadın deyince ne anlamalıyız? Beşik sallayan, çocuğunu doyurup, giydirip, büyüten anneyi mi? Biz kadın denildiğinde neyi görmeliyiz? Evini çekip çeviren, eşine destek veren, aşını işini dert eden bir fedakârlık anıtını mı? Biz kadını nasıl tarif etmeliyiz? Şeref ve namus timsali, ar ve iffet simgesi mi? Kadına baktığımızda neyin mahcubiyetini yaşamalıyız? Dinmeyen şiddetin mi? Verilmeyen değerin mi? Eksilmeyen istismar ve cinayetlerin mi?

Kadına baktığımızda, üzücü olsa da bu söylediklerimin hepsi fazlasıyla vardır ve karşımızdadır. En temel sorun, en bariz ayıp kadının bir insan olduğu gerçeğinin unutuluyor, umursanmıyor oluşudur. Kadın her şeyden önce bir insan, her şeyden önce eşref-i mahlûkattır. Kadınlar şiddete, istismara, tacize maruz kalmaktadır ki, bu dehşet tablosu insanım diyen, vicdan sahibi her kişi için bir utançtır. Hz. Mevlana diyor ki: “Gönül yıkmak, Kâbe yıkmaktan daha büyük bir günahtır.”

Eğer var olacaksak, eğer geleceği şuurla kavrayıp, irademizle kaleme alacaksak kadına yönelik şiddeti durdurmalı, katilleri ve şiddet faillerini toplumdan tecrit etmeliyiz. Kadınlarımız hak ettiği toplumsal mevkii almalı, siyasetten ticarete, ekonomiden sanata, eğitimden spora layık olduğu mertebelere yükselmeli, yalnızca şiddet konuşulurken hatırlanmamalı, yalnızca 8 Mart’a sıkıştırılmamalıdır. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır. Unutmayınız ki, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar insanız, kadınlar kadar medeniyiz. Bugünkü grup toplantımıza teşrif eden hanımefendiler başta olmak üzere, tüm kadınlarımızın, aziz şehitlerimizin tüm muhterem annelerinin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Sözlerime son vermeden evvel, Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası kadınlar üç adım atlamada altın madalya kazanan Tuğba Danışmaz kardeşimizi gönülden tebrik ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.