Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun ardından yayımlanan bildiride, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.
YENİ BİR GAZETE – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı yaklaşık 2 saat 15 dakika sürdü.
Toplantının ardından yayımlanan 8 maddelik bildiride terörle mücadele, dış politika ve bölgesel gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verildi.
Terörsüz Türkiye hedefi vurgulandı
MGK bildirisinde, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik tehditlerle mücadelenin yurt içinde ve sınır ötesinde kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.
Kurulda güvenlik operasyonlarına ilişkin son durum değerlendirilirken, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedefleri doğrultusunda yürütülen çalışmaların önemli bir aşamaya ulaştığı ifade edildi.
Bildiride, güvenlik ve istikrarın kalıcı hale getirilmesine yönelik yeni adımların ele alındığı belirtilirken, FETÖ ile mücadelenin de aynı kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.
İran ve Rusya-Ukrayna mesajı
Bildiride, İran ile ABD arasında yaşanan gerilimin bölgesel güvenlik ve küresel ticaret açısından risk oluşturduğu belirtilerek taraflara güç kullanımından kaçınmaları ve müzakere sürecine dönmeleri çağrısında bulunuldu.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinilen bildiride, Karadeniz ile Hazar Havzası’nın yeni çatışma alanlarına dönüşmemesi gerektiği ifade edilerek gerilimi azaltacak somut adımların atılmasının önemine dikkat çekildi.
Gazze ve NATO gündemi de ele alındı
MGK toplantısında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de değerlendirildi. Bildiride, Türkiye’nin NATO içerisindeki yapıcı rolünü sürdürmeye devam edeceği ifade edildi.
Gazze’deki gelişmelere de yer verilen bildiride, ateşkes sürecine rağmen İsrail’in saldırılarının ve ihlallerinin sürdüğü belirtilerek, Filistin topraklarındaki yerleşimci saldırıları ile Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanlara yönelik eylemlerden duyulan endişe dile getirildi.
Uluslararası topluma ise uluslararası hukuk temelinde daha kararlı bir tutum sergileme çağrısı yapıldı.