Bugün Türkiye’de acı bir gerçek var: suça sürüklenmiş çocuklar…
Sokaklarda genç çocuklar, akranları tarafından öldürülüyor.
Artık bu durum bireysel bir suç olmaktan çıkmış, toplumsal bir sorun haline gelmiş durumda.
Önlem alınmazsa tablo çok daha kötüleşecek.
Öldürülen 18 yaş altı çocuklardan bazıları şunlar:
Türkiye’de 18 yaş altı çocuklar akranları veya yaşı küçük kişiler tarafından öldürülüyor.
Farklı illerden gelen haberler, artık tekil vakalar olmaktan çıkıp toplumsal bir soruna dönüşüyor.
Örneğin Samsun’da 16 yaşındaki bir çocuk, bir pastanede iki genci bıçakladı.
Bu olay, İstanbul’da öldürülen Atlas Çağlayan ve Ahmet Minguzzi’yi akıllara getiriyor.
Gerçek şu: bu suçlar münferit değil.
Sistemik bir sorun söz konusu.
Sorunun temelinde şunlar var:
Vatandaşlar sokakta durumu şöyle özetliyor:
“Her hatanın bedeli olur. Dışarı çıkarmamalılar ve üremeleri engellenmeli.”
Suça sürüklenmiş çocuklar artık sokak terörünün infaz timi gibi.
Sorgulamadan insan vuran tetikçilere dönüştüler.
Genellikle aynı saç kesimi, giyim tarzı ve dövmeleriyle, adeta tam bir suç makinesi gibi görünüyorlar
Bence suç işleyen çocukların ebeveynlerinin de sorumlu tutulması gerekiyor.
Bazıları bu cümleden rahatsız olabilir.
Toplum hâlâ suça sürüklenen çocukların sadece fakir mahallelerde olduğunu düşünen de yanılıyor.
Oysa gerçek çok farklı: çocuklar her sınıftan suç işliyor.
Örneğin ünlü bir yazarın oğlunun trafik kazasıyla bir insanı öldürmesi ve sonrasında annesinin onu yurt dışına kaçırması unutulmamalı.
Toplum yanlış bir beklenti içinde.
Bir çocuk başka bir çocuğu öldüresiye dövünce hoşgörü gösteriliyor.
Vakaya sınıfsal olarak bakılıyor: “Onlar da hukuken çocuk.”
Oysa böyle romantik bir dünya olmamalı.
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ bu konuda en doğru yorumu yapan siyasi belki de:
“Suça itilmiş çocuk yoktur, suç için yetiştirilmiş çocuk vardır.”
Bu söz, gerçeğin özünü anlatıyor.
Artık ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız.