32-78!

Ayvalık’ta sıcak bir ağustos akşamıydı. Arkadaşımla Cunda’ya Papalina yemeye gitmeye karar verdik. Güzel, bahçe içinde bir mekân vardı sevdiğimiz. İçeri girdiğimizde sadece bir masa boştu ve tam karşımızda, sarhoş olduğu oldukça belli olan, telefonuna bakıp bakıp iç geçiren bir genç oturmaktaydı. “Aşk acısı” dedik hemen halini görünce. Biz de nasıl neşeliyiz o gün tam tersine. […]

Yayınlama: 05.01.2019
A+
A-

Ayvalık’ta sıcak bir ağustos akşamıydı. Arkadaşımla Cunda’ya Papalina yemeye gitmeye karar verdik. Güzel, bahçe içinde bir mekân vardı sevdiğimiz.

İçeri girdiğimizde sadece bir masa boştu ve tam karşımızda, sarhoş olduğu oldukça belli olan, telefonuna bakıp bakıp iç geçiren bir genç oturmaktaydı. “Aşk acısı” dedik hemen halini görünce. Biz de nasıl neşeliyiz o gün tam tersine. Utanır mıyız gülmeye? diye tereddüt ettik masaya otururken. Gencin acısıyla burkuldu biraz neşemiz ve ne yaşamıştır acaba diye düşünmeden de edemedik kendi sohbetimizi unutup…

Derken hesabı istedi genç. Garson kartla ödeme yapılacaksa kasaya kadar gelmesi gerektiğini anlattı kibarca. O ise kasaya kadar yürüyecek durumu olmadığını ama kartının şifresini söyleyebileceğini ima eden birkaç cümle kurdu karmakarışık. Hem rakamları söylüyor hem de kartın şifresinden bir türlü emin olamıyordu.  32-78 diye bağırdı!

Sonra telefonuna baktı ve Ebru!”. “Abi Ebru işte! Benim hesabım onunla” dedi. İsmimin yankılanmasıyla anladım ki kederinin ismi: Ebru’ydu. Yalnız garson olayı algılayamıyordu bir türlü. Kendini anlatamayınca da sinirleniyordu genç. Sonunda şifre anlaşıldı garson tarafından: “32-78/Ebru”.  Hesap ödendikten kısa bir süre sonra bir arkadaşı gelip aldı delikanlıyı. O halde yalnız da yürüyemeyecekti yoksa. Bu aşk yıkmıştı onu!

Sonra biz iki kafadar düşünmeye başladık:

Aşık biri neden kredi kartının şifresini sevdiğinin ismi yapar?

  1. Onu hiçbir zaman unutmak istemediği için
  2. Ona kendini borçlu hissettiği için
  3. Adını unutmasının zaten mümkün olmayacağı için

    Bir sonuca da varamadık aramızda açıkçası. Ben bozulurdum herhalde birinin kredi kartının şifresi olsa adım! Ne o öyle? Sanki parasını bana harcarmış gibi kartını ismimle bağdaştırmış… Hiç hoş değil! Masraflı biri gibi falan görürdüm kendimi o insana göre. Haksız mıyım?

    İnsan birine aşıkken onu bu kadar hayatının merkezi haline getirmemeli! Aşk zaten gelip geçici bir şey ve onun için bu kadar sihirli. Bir aşk bittiğinde ardından onun ismiyle açılacak derin yaralar değil biriktirilmiş güzel anılara ihtiyaç var! Gençken ve aşk bu kadar yeni bir duyguyken acemiliğine geliyor insanın; onsuz nasıl bir hayat yaşanacağını düşünebilmek… Merak etmeyin yaşanıyor!  Her aşk bize bir şey öğretip bize veda ediyor: Bazen sabırlı olmayı, anlayışlı olmayı, bazen hiç olmadığımız biri olamayacağımızı ya da aşk için ne kadar fedakârlık yapabileceğimizi… Sonra bunlar bizde öyle bir tecrübe yaratıyor ki gittikçe küçük şeylerde aramaya başlıyoruz aşkı. Aşk buymuş diyoruz bir gün! Demek istediğim, uğruna nice savaşlar vermeden kazanamıyorsunuz aşk cephesinde…
     

Bugün 32-78/Ebru olan şifre yarın 27-54/Aslı olur, Ayşe olur. Önemli olan sizin aşkı nasıl şifrelediğiniz kafanızda. Yaşamak istiyorsanız “aşk” olduğunu düşündüğünüz her duygunun peşinden gidin ve onu yaşayabildiğiniz kadar yaşayın derim. Bunların hepsi ileriki yıllarda tanışacağınız gerçek aşk için sadece bir tecrübe bence…

 

Sevgilerimle….

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.