Sonsuz kaydırma çağında “İrade” diye bir şey var mı?

Yayınlama: 26.02.2026
Düzenleme: 26.02.2026 09:12
A+
A-

Gece saat 02:00. Gözleriniz yanıyor, boynunuz tutulmuş. Yatağa yatarken “Uyumadan önce sadece birkaç komik videoya bakacağım” diyerek başladığınız o masum serüven, sizi bambaşka bir girdaba sürüklemiş.

Kendinizi hiç tanımadığınız birinin evcil hayvanına pasta yapılışını ya da sokakta sorulan tuhaf bir matematik sorusunu izlerken buluyorsunuz.

Ekranı kilitlediğiniz an o tanıdık pişmanlık hissi yüzünüze çarpıyor: Yine başaramadım. Yine zamanı çaldırdım.

Peki itiraf edelim; irademiz mi yerlerde sürünüyor, yoksa karşı karşıya olduğumuz bu mekanizma bizimle hiç de adil olmayan bir oyun mu oynuyor?

Cevabı veriyorum: Suçlu siz değilsiniz. Zihniniz resmen “hacklendi.”

Eskiden hayatın doğal bir ritmi, sınırları ve bizi durduran “bitiş çizgileri” vardı. Bir gazetenin son sayfası olurdu. Kasetin A yüzü biter, B yüzüne geçmek için bir zahmet kalkıp kaseti çevirmeniz gerekirdi. Televizyonda bile gece olunca yayın biter, İstiklal Marşı okunur ve ekran kararırdı. Psikolojide biz buna “Durma İpuçları” (Stopping Cues) diyoruz. Beynimize “Tamam, bu iş bitti, şimdi başka bir şeye geçebilirsin.” diyen o sihirli sınırlar…

Fakat bugün akıllı telefonlarımızda, özellikle de Reels, TikTok veya Shorts gibi dikey video platformlarında bu bitiş çizgileri kasıtlı olarak yok edildi. Silikon Vadisi mühendislerinin buna verdiği janjanlı bir isim var: Sonsuz Kaydırma (Infinite Scroll).

Siz bir videoyu bitirdiğinizde, beyninizin “Devam edeyim mi, çıkayım mı?” kararını vermesine saniyenin onda biri kadar bile fırsat tanınmıyor. Yeni video alttan çoktan oynamaya başlıyor bile. Sınır yok, son sayfa yok, bitiş zili yok.

Cebinizde taşıdığınız şey artık sadece bir iletişim aracı değil; kusursuz tasarlanmış, dopamin salgılatan devasa bir dijital kumar makinesi. Her kaydırma (scroll) hareketinde kolu çekiyorsunuz ve karşınıza ne çıkacağını bilmemenin verdiği o hastalıklı merak duygusu sizi ekrana zamk gibi yapıştırıyor.

Karşınızda dikkatinizi sömürmek ve size bir reklam daha izletmek için milyarlarca dolar harcayan devasa bir algoritma ordusu var. Tek başınıza irade savaşı vermeniz neredeyse imkânsız.

İnsan beyni, sonu gelmeyen bu dijital maratonu koşmaya uygun tasarlanmadı. Bizim bir şeyin bittiğini hissetmeye, o tamamlanmışlık duygusuna ihtiyacımız var.

Bu girdaptan çıkmanın yolu telefonu camdan aşağı atmak değil; ondan çalınan o “bitiş çizgilerini” hayata geri entegre etmektir.

Kendi durma ipuçlarımızı yaratmak zorundayız. Belki o uygulamalara günlük süre sınırı koymak, belki de yatak odasının kapısından o parlayan ekranları içeri sokmamak…

Çünkü sınırların olmadığı bir dünyada özgürleşmiyoruz, sadece uyuşuyoruz. Zaman sizin en değerli para biriminiz; onu sonsuz bir boşluğa kaydırarak harcamak isteyip istemediğinize artık sizin karar vermeniz gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.