Teniste Bilinçsiz Yüklenme: Gençleri Robotlaştıran Sistem ve Kaybolan Doğa

Yayınlama: 17.03.2025
A+
A-

Günümüzde tenis akademileri, genç sporcuları başarıya ulaştırmak için adeta bir makine gibi programlıyor. Sabah bir saat fitness, ardından iki saat tenis. Öğleden sonra yine fitness ve iki saat tenis…

Haftanın altı günü, aylar boyunca devam eden bu düzen, sporcuları fiziksel ve zihinsel olarak tüketiyor. Peki, gerçekten de başarı böyle mi geliyor?

Kas Yıkımı ve Bilimsel Olarak Toparlanma Süreci

Bir sporcu için toparlanma süreci, antrenman kadar önemlidir. Aşırı yüklenme ve yetersiz dinlenme, kronik yorgunluk sendromu, sakatlanma riski ve performans düşüşü gibi olumsuz etkiler yaratır.

Bilimsel çalışmalar, genç sporcuların yeterli toparlanma olmadan yüksek hacimli antrenman yapmasının kas yıkımına (katabolizmaya) ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğunu gösteriyor.

Kas toparlanması: Yapılan araştırmalara göre, yoğun bir antrenmandan sonra kasların tam olarak toparlanması için ortalama 24-48 saat gereklidir (Kreher & Schwartz, 2012).

Merkezi sinir sistemi toparlanması: Sinir sisteminin yoğun antrenman sonrası normale dönmesi için 48 saat veya daha fazla süre gerektiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır (Twist & Highton, 2013).

Uyku ve büyüme hormonu: 7-9 saat kaliteli uyku, sporcuların kas onarımı ve enerji depolarının yenilenmesi için kritik öneme sahiptir (Watson, 2017).

Görüldüğü gibi, genç bir tenisçinin günde çift antrenman yapıp ertesi gün tam kapasite performans göstermesi bilimsel olarak mümkün değil! Vücut sürekli yük altındayken yapılan antrenmanın verimi düşer ve sakatlık riski artar.

Hırs ve Bilinçsizlik Sporcu Sağlığını Tehdit Ediyor

Dünyadaki birçok akademide sporcular “ne kadar fazla çalışırsan, o kadar başarılı olursun” anlayışıyla yetiştiriliyor. Oysa bilimsel veriler bunun tam tersini söylüyor! Fazla yüklenme, vücuda gelişim sağlamaz; tam tersine kas kaybına, sakatlıklara ve zihinsel çöküşe neden olur.

Başarı, bilinçli ve dengeli antrenmandan geçer. Kalite, nicelikten daha önemlidir.

Doğa ile Bağlantıyı Koparan Akademiler

Eskiden çocuklar sokakta oynar, doğayla iç içe büyürdü. Şimdi ise beton duvarlarla çevrili akademilerde, kapalı kortlarda, sentetik zeminlerde antrenman yapıyorlar. Tenis doğadan koparılıyor! Oysa bir sporcu için doğa sadece bir kaçış değil, aynı zamanda fiziksel ve ruhsal bir şifa kaynağıdır.

Hayvanlarla vakit geçiren, toprağa dokunan, yeşili gören bir çocuk daha dengeli, daha mutlu ve daha dirençli bir sporcu olur. Ama günümüz sisteminde gençler, hissetmeyen, sadece verilen programı uygulayan robotlar gibi yetiştiriliyor.

Peki, Doğru Yol Ne?

13 yaşından itibaren bir tenisçinin günlük 2-3 saat tenis antrenmanı yeterlidir. Öğleden sonra ise fitness yerine atletik performans ve toparlanmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır:

Hafif tempolu koşular,

Esneklik çalışmaları,

Masaj ve fizik tedavi uygulamaları,

Zihinsel rahatlama egzersizleri,

Doğada zaman geçirmek!

Başarı, akıllı antrenmanla gelir. Bir sporcunun zihinsel ve fiziksel olarak taze kalması, uzun vadede daha büyük başarılar getirecektir. Ama şu anki sistem ne yapıyor? Yeteneği harcıyor, sakat bırakıyor ve sporcuyu tenisten soğutuyor.

Tenis bir sanattır, savaş değildir! Daha fazla çalışmak değil, daha bilinçli ve dengeli çalışmak kazandırır.

Eğer gerçekten geleceğin şampiyonlarını yetiştirmek istiyorsak, onları birer robot gibi değil, hisseden, düşünen, doğayla bağlantılı bireyler olarak yetiştirmeliyiz.

Şimdi bu yanlış sistemin farkına varıp, doğru yola yönelme zamanı!

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.