Bu pahalılık nereye varacak?

Yayınlama: 23.03.2026
Düzenleme: 23.03.2026 10:48
A+
A-

Bu pahalılık nereye varacak diye soruyor herkes ama net bir cevap veren yok..

Resmi açıklamalara baktığınızda enflasyonun yüzde 31 seviyesinde olduğu ifade ediliyor..

Ancak çarşıya pazara çıkan herkes bu rakamların gerçeği tam yansıtmadığını açıkça görüyor..

Market raflarında yer alan birçok üründe fiyat artışları geçen yıla oranla yüzde 100’ü hatta yüzde 150’yi bulmuş durumda..

Bu tablo artık sıradan bir zam dalgası değil doğrudan bir hayat pahalılığı krizine işaret ediyor..

Son günlerde gündem olan patso örneği ise bu durumun en çarpıcı göstergelerinden biri haline geldi..

İstanbul’da bir işletmenin ekmek arası patatesi 270 liraya satması büyük tepki çekti..

Üstelik bu fiyatın bir de “kampanya” adı altında sunulması vatandaşın sabrını taşırdı..

Eskiden öğrencilerin ve dar gelirli vatandaşların en ucuz şekilde karnını doyurduğu bir üründen bahsediyoruz..

Bugün gelinen noktada patso bile birçok kişi için ulaşılması zor bir yiyecek haline gelmiş durumda..

Oysa maliyetine bakıldığında ekmek patates ve birkaç sos ile sınırlı basit bir ürün söz konusu..

Toplam maliyeti 20-30 lirayı geçmeyecek bir ürünün bu fiyata satılması ciddi soru işaretleri yaratıyor..

Vatandaş artık yalnızca fiyatları değil bu fiyatların arkasındaki anlayışı da sorgulamaya başladı..

Bu durumun maliyet artışı mı yoksa fırsatçılık mı olduğu yönünde tartışmalar giderek büyüyor..

Öte yandan asıl büyük sorun sadece gıda fiyatlarıyla da sınırlı kalmıyor..

Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde kiralar adeta kontrol edilemez bir seviyeye ulaşmış durumda..

Ortalama semtlerde bile kiraların 40-45 bin lira bandından başladığı bir dönemden geçiyoruz..

Buna karşılık en düşük emekli maaşının 20 bin lira seviyesinde kalması büyük bir geçim krizini ortaya koyuyor..

Bu hesapla bir emeklinin tek başına kira ödeyip yaşamını sürdürmesi neredeyse imkansız hale geliyor..

Nitekim son dönemde emeklilerin ucuz otellere yöneldiği ya da birlikte yaşamaya başladığı görülüyor..

Bazı emekliler geceliği 300 lira olan yerlerde kalmaya çalışırken bazıları ortak ev çözümleri arıyor..

Bu yaşananlar bir tercih değil doğrudan ekonomik şartların dayattığı bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor..

Üstelik sadece Türkiye içindeki gelişmeler değil küresel krizler de bu tabloyu daha ağır hale getiriyor..

Ortadoğu’da artan gerilim İran İsrail ve ABD savaşında yeni bir enerji krizinin sinyallerini veriyor..

Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanabilecek bir risk petrol fiyatlarının hızla yükselmesine neden oluyor..

Petrol fiyatlarındaki her artış ise Türkiye gibi enerjiye bağımlı ülkelerde zincirleme zamlar anlamına geliyor..

Enerji maliyetlerinin yükselmesi ulaşımdan gıdaya kadar her kalemde yeni fiyat artışlarını beraberinde getiriyor..

Bu nedenle bugün yaşadığımız pahalılık sadece bugünün değil aynı zamanda yarının da sorunu olarak öne çıkıyor..

Görünen o ki önümüzdeki süreçte ekonomik olarak daha zor bir döneme girme ihtimali giderek güçleniyor..

Bu noktada en büyük yükü yine dar gelirli vatandaşlar ve emekliler taşımak zorunda kalıyor..

Artık mesele sadece birkaç ürünün pahalanması değil doğrudan yaşam koşullarının ağırlaşması meselesidir..

Bu tabloyu görmezden gelmek yerine gerçekçi çözümler üretmek ve dengeyi yeniden kurmak gerekiyor..

Aksi halde bu pahalılık dalgası toplumun çok daha geniş kesimlerini derinden etkilemeye devam edecek..

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.