Biraz saygılı olmak çok mu zor?

Yayınlama: 19.09.2026
Düzenleme: 19.09.2026 12:57
A+
A-

Birazdan okuyacağınız satırlardan sonra dönüp bana, “Ülkenin bu kadar sorunu var.. Senin kafaya taktığın şey bu mu?” diyeceksiniz belki..

Evet.. Gerçekten ülkece zor zamanlardan geçiyoruz..

Fiyatlar almış başını gitmiş.. Marketler, pazarlar ateş pahası..

Kiralar, asgari ücretin, emekli maaşının kat kat üzerine çıkmış..

Okul masrafları anne babaların belini büküyor..

Tost fiyatını geçtim, çay-simit hesabı bile artık ateş pahası..

Akaryakıt fiyatları üç hanelere çıkmış.. Bir depo mazot 4-5 bin lirayı bulmuş..

Kısacası hepimizin canını sıkan, cebini yakan, hayatını zorlaştıran onlarca derdimiz var..

Ama bu kadar derdimiz varken, bir de görgüden, saygıdan nasibini almamış insanlarla uğraşmayalım..

Size daha bu sabah yaşadığım iki nahoş olaydan bahsedeyim..

Bir mekânda kahvaltı ediyoruz..

Yaklaşık 10-12 metre ileride, başka bir masada oturan bir vatandaş açmış telefonunu, kaydırma yapıyor.. Yani video izliyor..

Hem de son ses..

İki yan masada oturan bir aile, sanırım yakınlarının hastalığından bahsediyorlar..

Oldukça üzgünler..

Ama beyzademizin umurunda mı?..

O açmış telefonu, şarkı türkü dinliyor son ses.. Gülme efekti, bilmem nesi de cabası..

Acılı aile dönüp dönüp bakıyor ama o istifini bile bozmuyor..

Çünkü yaptığının bir saygısızlık, bir görgüsüzlük olduğundan haberi bile yok..

Masadakilerden bir erkek kalkacak oldu, yanındaki kadın zor tuttu..

Biz de çağırdık garsonu.. Beyefendiyi uyardı..

Önce telefonu masaya koydu..

Abartısız söylüyorum, iki dakika sonra yine açtı telefonu.. Reels kaydırmaya devam etti..

İnsanın gerçekten diyecek söz bulası gelmiyor..

Yahu insanlar mecbur mu senin izlediğin şeyi duymaya?

Elindeki telefon 100 bin lira, kulaklık bin liradan başlıyor..

Bir kulaklık alıp sadece kendin dinlesen olmaz mı?

Kasada başka bir görgüsüz!

Neyse, kalktık masadan.. Kasaya hesap ödemeye gittik..

Kasadaki arkadaş, personel yokluğundan dondurma tezgâhına geçmiş..

Bekliyoruz..

Tam o sırada, dondurma alan bir hanım kızımız, bizim orada beklediğimizi göre göre kasada önümüze geçip QR kodla ödeme yapmak istedi..

Arkadaşım, “Hanımefendi biz bekliyoruz burada..” diyecek oldu..

Kadın cevabı yapıştırdı.. “Dondurmam eriyor, bekleyemem..”

İçimden “Derdini seveyim..” demek geldi..

Yahu kardeşim.. Daha ilkokulda öğretmiyorlar mı insana sıraya girmeyi, başkasının hakkına saygı göstermeyi, çevresindekileri düşünmeyi?..

Kimsenin derdi diğerinden daha önemsiz değil elbette..

Ama herkes kendi derdini dünyanın merkezine koyarsa, ortada ne saygı kalır ne de görgü..

Bir insanın birkaç dakika beklemesi gerçekten bu kadar zor mu?..

Bir başkasının hastalığından, üzüntüsünden, huzursuzluğundan haberdar olduğunda telefonunun sesini kısmak bu kadar mı zor?..

Sırada bekleyen insanların olduğunu gördüğünde, “Benim işim daha acil..” diyerek önlerine geçmemek bu kadar mı zor?..

Yahu kardeşim.. Bunlar çok büyük şeyler değil..

Bunlar para da istemiyor, özel bir yetenek de gerektirmiyor..

Sadece biraz düşünmek, biraz empati yapmak ve karşımızdaki insanı da kendimiz kadar önemsemek gerekiyor..

Çevremize karşı birazcık saygılı olmak bu kadar zor mu?..

Hayat zaten yeterince zor..

Hepimizin cebinde ayrı bir hesap, kafasında ayrı bir dert, evinde ayrı bir sıkıntı var..

Bari birbirimizin hayatını biraz daha zorlaştırmayalım..

Bari birbirimize tahammül edelim..

Bari iki dakika beklemeyi, telefonun sesini kısmayı, sıraya girmeyi ve karşımızdaki insanı düşünmeyi bilelim..

Çünkü bazen insanın gününü güzelleştiren şey büyük bir iyilik değil.. Sadece küçük bir saygıdır..

Şimdi umarım bu satırlardan sonra siz de bana, “Derdini seveyim..” demezsiniz..

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Şener saygılı dedi ki:

    Umursamazlık,aymazlık, saygısızlık, sevgisizlik bunlarda yoksun kişilerin tamamı edepsizlik ile yaşarlar ne yazık’ki