Sizden çok şey mi istiyoruz?

Her sabah birçok kişinin yaptığı gibi sabahları ben de sosyal medya hesaplarımı karıştırıyorum. Herkesin sosyal medya hesabındaki haberler  kendi görüşlerine yakın  olan  gazete haberleri  gibidir.Dolayısıyla benim hesabıma da ağırlıklı olarak sağlık çalışanları ve sağlıkla  ilgili haberler  düşüyor. Bu sabah da “bir doktor evinde ölü bulundu,şimdi bir tıp öğrencisinin intihar haberi geldi, dün 30 yıllık hekimi […]

Yayınlama: 12.01.2022
A+
A-

Her sabah birçok kişinin yaptığı gibi sabahları ben de sosyal medya hesaplarımı karıştırıyorum. Herkesin sosyal medya hesabındaki haberler  kendi görüşlerine yakın  olan  gazete haberleri  gibidir.Dolayısıyla benim hesabıma da ağırlıklı olarak sağlık çalışanları ve sağlıkla  ilgili haberler  düşüyor.

Bu sabah da “bir doktor evinde ölü bulundu,şimdi bir tıp öğrencisinin intihar haberi geldi, dün 30 yıllık hekimi döve döve tuvalete sürüklediler, diğer hekimin kafasına defalarca mermerle vurdular, karınız diyen hekimi tartakladılar, son 48 saat içinde oldu bunlar” şeklinde bir tweet atılmış.

Eski bir paylaşımı gündeme getirdiklerini düşündüm çünkü bu tarz haberleri bir hekim olarak o kadar çok duydum ki. Ancak altındaki tarih maalesef güncel bir tarihti.

Branş hastanesinde çalıştığım için yıllarca uzman hekim olarak  acil nöbeti tuttum. Poliklinikte uzman sıfatına konulduğum  ancak acilde nöbet tutarken  bırakın uzman  olduğumu doktor olduğumu bile unuttuğum çok hakaretlere maruz kaldım. Her nöbete giderken ailem tarafından dikkat et  kimseyle ters düşme diye  uyarıldım.Yorgunluktan  bedenimi sürüklediğim  gecelerde  çoğu zaman yatan hastalarla ilgili gece verdiğim sözel ordırlarımı  sabahları hiç hatırlamıyordum. Ama hepsi doğru eksiksiz ordırlardı. Çoğu zaman bunu nasıl başardığımı ben bile anlamıyordum.

Yine bir acil nöbetimde ilaç sonrası yüzü kızaran  hastamın “sen yüzüme alıcı gözle bakmıyor musun” diye aşağılayıcı sözlerle bana bağırırken  karşısında tedavi alan   diğer  hastada benim eşimdi.

Mesai bitimine doğru  acil diye gelen hastayla ilgilenip kendisine alması gereken  doğru tedaviyi  anlatmaya çalıştığımda tavrımdan rahatsız olmuşlar beni  BİMER e şikayet etmişlerdi , verdiğim savunmayı hatırlıyorum .Neden şikayet edildiğimi bile anlamazken “yüzümün güleçliğine değil hekimlik hizmetimi  nasıl verdiğimi değerlendirsinler”  dediğimde suçlu bulunmuştum.

Bütün bu suçlamalar yapıldığında bu doktorun kaç hasta baktığı, poliklinikle birlikte yürütmeye çalıştığı  ek işlerinin ne olduğu ,serviste yatan hastaların sorumluluğu, nöbet ertesi olup olmadığı hiç sorgulanmadı. Kaldı ki bir hekimin aile hayatı söz konusu bile olamazdı bekarsanız  asistanlık döneminde evlenmenize hocalarınız hiç razı olmazdı evliyseniz hamile kalmanız istenmezdi.

Bizim nesil  yapılan tüm yanlışlara rağmen sessiz kaldı, çalışmaya  devam etti, sustu. Şimdi yurt dışında çalışma planları yapan  yeni nesil  bizim gibi sessiz kalmayacak. Görüyorum ki sosyal medya ağları ile hekimlere yapılan haksız suçlamalar gün yüzüne çıkıyor. Hekimlerin haklarını aramasını eleştiren bir kesim var ki aslında bu kişilerin çoğu hekim olmak için ya da çocuğunu hekim yapmak için  can atmıştır.

Biz hekimler sizin bizden esirgediğiniz saygıyı da, aldığımızı düşündüğünüz harca harca bitmeyen maaşlarımızı da sonuna kadar hak ediyoruz. Hiçbir meslek grubuna uygulanmayan şiddetin karşısında duran sadece sağlık çalışanları olsun istemiyoruz, bizim yanımızda olun sesimize ses katın istiyoruz. Yeni nesil hekimleri elimizden kaçırmayalım onlara mutlu huzurlu bir çalışma ortamı sunalım  bizim çektiğimiz sıkıntıları onlar çekmesin istiyoruz.

Şimdi sevgili okurlarım soruyorum size “biz sizden çok  şey mi istiyoruz?”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.