Turnuvanın son bölümüne yaklaşırken Mirra Andreeva, Marta Kostyuk, Elina Svitolina, Sorana Cirstea, Anna Kalinskaya, Maja Chwalinska, Diana Shnaider ve Aryna Sabalenka’nın oyunlarını yakından inceleme fırsatı bulduk.
İlk bakışta dikkat çeken nokta şu:
Aryna Sabalenka dışında kalan oyuncuların büyük bölümü modern kadın tenisinin standart güç seviyelerinde oynuyor. Ortalama forehand hızları genel olarak 105-120 km/s bandında seyrediyor. Bu rakamlar, Roland Garros’ta mücadele eden elit ITF Junior kız oyuncularının 100-115 km/s seviyelerindeki ortalama forehand hızlarından çok da uzak değil.
İşte tam bu noktada Mirra Andreeva’nın farkı ortaya çıkıyor.
Andreeva’nın forehand hızının ortalama 108-115 km/s bandında olduğu değerlendiriliyor. Bu rakam, birçok kişinin düşündüğünün aksine olağanüstü yüksek değil. Hatta bazı elit junior oyuncuların ulaştığı seviyelerle benzer.
Peki onu dünyanın en tehlikeli oyuncularından biri yapan ne?
Cevap hız değil.
Zamanlama.
Kort görüşü.
Karar verme becerisi.
Rakibin zamanını çalma yeteneği.
Andreeva topa herkesten daha sert vurduğu için değil, topu herkesten daha doğru zamanda ve daha doğru yere gönderdiği için rakiplerini baskı altına alıyor. Bugünün tenisinde hızın tek başına yeterli olmadığını gösteren en önemli örneklerden biri hâline geldi.
Anna Kalinskaya ise klasik güç tenisinden farklı bir yapı sergiliyor. Oyun yapısı toprak kort için ideal görünmese de özellikle savunmada kullandığı yüksek spinli ve derin toplarla rallileri uzatabiliyor. Rakibi geriye iterek puanın kontrolünü yeniden ele alma konusunda oldukça başarılı.
Maja Chwalinska ise turnuvanın en yaratıcı oyuncularından biri olarak dikkat çekti. Solak oyun yapısının avantajını kullanırken özellikle topspin, drop shot ve çapraz açı üretme konusunda son derece etkiliydi. Rakiplerini sadece hızla değil, açı ve varyasyonla da zorlamayı başardı.
Diana Shnaider güçlü solak oyunu ve agresif kort pozisyonuyla öne çıkarken, Elina Svitolina tecrübesi ve savunma kalitesiyle her zamanki gibi üst düzey bir mücadele ortaya koydu.
Turnuvanın en büyük güç kaynağı ise şüphesiz Aryna Sabalenka oldu.
Sabalenka’nın forehand hızlarının ortalama 125-130 km/s seviyelerine ulaştığı, bazı vuruşlarda ise 140 km/s sınırını geçtiği görüldü. Ancak bu yıl onu farklı kılan yalnızca güç değildi.
Roland Garros boyunca kariyerindeki en yüksek topspin oranlarından birini kullandı. Topa verdiği ekstra dönüş sayesinde hem güvenliği artırdı hem de sahip olduğu büyük gücü çok daha verimli hâle getirdi. Güç ve spin birleştiğinde rakipler üzerinde kurduğu baskı zaman zaman erkek tenisindeki seviyeleri hatırlattı.
Buna rağmen turnuvanın en etkileyici oyuncusu sorulduğunda birçok tenis insanının cevabı Mirra Andreeva olacaktır.
Çünkü tenis sadece kilometrelerle ölçülmüyor.
Eğer öyle olsaydı, bazı elit junior oyuncular da aynı hızlarda top vurabiliyor olurdu.
Andreeva’nın farkı, topun hızında değil; oyunun hızında yatıyor.
Ve Roland Garros bize bir kez daha gösterdi ki bazen en tehlikeli silah, en sert vurulan top değil, rakibin düşünmesine fırsat bırakmayan toptur.