Farkında mısınız bilmiyorum ama son günlerde peş peşe gelen haberlerde, özellikle 3 harfli zincir marketlerde son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışta olduğu ortaya çıkıyor..
Üstelik bu durum artık tek bir şehirle ya da tek bir market şubesiyle sınırlı değil gibi görünüyor..
Türkiye’nin farklı illerinden benzer haberlerin gelmesi, vatandaşın da ister istemez “Acaba denetimler yeterli mi?” ve “Bu kadar ürün nasıl raflarda kalabiliyor?” sorularını sormasına neden oluyor..
İşte yalnızca son günlerde ajanslara yansıyan birkaç örnek bile durumun ciddiyetini gözler önüne sermeye yetiyor..
Antalya’nın Serik ilçesinde son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünleri sattığı tespit edilen bir zincir market, zabıta ekipleri tarafından mühürlenerek üç gün süreyle kapatıldı..
Mersin’in Akdeniz ilçesinde gerçekleştirilen denetimlerde ise bir zincir market şubesinde tam 135 adet son kullanma tarihi geçmiş gıda ürünü bulundu..
İşletmeye yalnızca 3 bin 705 lira idari para cezası uygulandı..
Şanlıurfa’da yapılan denetimlerde ise vatandaşları hayrete düşüren görüntüler ortaya çıktı..
Raflarda son kullanma tarihinin üzerinden yıllar geçmiş ürünler bulundu..
Hatta bazı ürünlerin son kullanma tarihinin üzerinden tam beş yıl geçtiği tespit edildi..
Bu tablo karşısında insan gerçekten “Bu kadarı da olmaz.” demekten kendini alamıyor..
Peki zincir marketler bunu neden yapıyor?..
Milyonlarca müşteriye hizmet veren, her gün yüksek cirolar yapan büyük market zincirleri neden raflarını düzenli olarak kontrol etmiyor?..
Yoksa yeterli personel çalıştırılmadığı için mi bu ürünler gözden kaçıyor?..
Yoksa satılmayan ürünler bilinçli olarak rafta bırakılıyor ve “Nasıl olsa fark edilmez” anlayışı mı hâkim oluyor?..
Sebep ne olursa olsun bunun kabul edilebilir hiçbir tarafı yok..
Çünkü söz konusu olan yalnızca ekonomik bir hata değil, doğrudan insan sağlığıdır..
Son kullanma tarihi geçmiş ürünler özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir..
Gıda zehirlenmelerinden mide ve bağırsak enfeksiyonlarına kadar birçok risk söz konusu olabilir..
Hiç kimse alışveriş yaptığı bir marketten aldığı ürünün sağlığını tehdit edeceğini düşünerek alışveriş yapmak istemez..
Vatandaş markete güvenerek girer..
Raflarda bulunan ürünlerin denetlendiğine ve güvenli olduğuna inanır..
İşte bu güvenin sarsılması en az tarihi geçmiş ürünlerin satılması kadar ciddi bir problemdir..
Bir başka dikkat çeken konu ise uygulanan cezaların caydırıcılığıdır..
3 bin 705 lira ceza, milyonlarca lira ciro yapan bir zincir market için gerçekten caydırıcı olabilir mi?..
Bugün bu rakamla birçok markette bir alışveriş arabasını bile doldurmak imkansız..
Hal böyleyken böylesine düşük cezaların büyük işletmeler üzerinde ne kadar etkili olacağı da tartışma konusudur..
Eğer cezalar yapılan ihlalin büyüklüğüyle orantılı olmazsa, bazı işletmeler bunu göze alınabilecek bir maliyet olarak değerlendirebilir..
Oysa halk sağlığı söz konusu olduğunda hiçbir ekonomik hesap insan hayatının önüne geçmemelidir..
Denetimlerin daha sık yapılması, cezaların daha ağır hale getirilmesi ve aynı ihlali tekrarlayan işletmelere çok daha ciddi yaptırımlar uygulanması gerektiğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor..
Ancak bu konuda vatandaşlara da önemli görevler düşüyor..
Bir markette son kullanma tarihi geçmiş bir ürün gördüğünüzde sessiz kalmamak gerekiyor..
Durumu ilgili kurumlara bildirmek, belediyelerin zabıta ekiplerine haber vermek ya da CİMER üzerinden şikâyette bulunmak büyük önem taşıyor..
Bugün teknoloji sayesinde bir ihlali belgelemek ve ilgili mercilere ulaştırmak artık çok daha kolay hale geldi..
Toplum olarak duyarlı davranıldığında bu tür ihmallerin azalması mümkün olabilir..
Elbette burada amaç herhangi bir işletmeyi haksız yere hedef göstermek değil, halk sağlığının korunmasını sağlamaktır..
Kurallara uyan, denetimlerini düzenli yapan ve müşterisine kaliteli hizmet sunan işletmeler zaten bu durumdan olumsuz etkilenmeyecektir..
Ancak ihmalkâr davranan, raflarında tarihi geçmiş ürün bulunduran ve vatandaşın sağlığını riske atan işletmeler mutlaka gerekli yaptırımlarla karşılaşmalıdır..
Vatandaşın bilinçli olması, denetimlerin etkin yürütülmesi ve etkili bir boykot ve caydırıcı cezaların uygulanması birlikte sağlandığında bu tür olayların önemli ölçüde azalacağına inanıyorum..
Çünkü sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmak herkesin en temel hakkıdır..
Halkın sağlığıyla oynayan hiç kimsenin yaptığı ihmal cezasız kalmamalıdır..