Bir dönem televizyon ekranlarının en çok konuşulan isimlerinden biri olan, attığı manşetlerle gündem belirlediğini düşünen Rasim Ozan Kütahyalı şimdi demir parmaklıkların arkasında..
Hakkındaki suçlama ağır..
“Suç İşlemek Amacıyla Kurulan Örgüte Üye Olma” suçundan yürütülen soruşturmada, kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle tutuklandı..
Türkiye’de uzun yıllar FETÖ’nün kumpas davaları nedeniyle siyasetin, medyanın ve yargının iç içe geçtiği dönemler yaşandı..
O dönemlerin en ateşli savunucularından biri de FETÖ’nün yayın organı Taraf’ın yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’ydı..
FETÖ’nün operasyon gazetesi olarak hafızalara kazınan Taraf’ta yazdığı yıllarda Ergenekon ve Balyoz gibi kumpasları büyük bir iştahla savundu..
Henüz ortada doğru dürüst delil yokken insanlar televizyon ekranlarında peşinen suçlu ilan edildi..
Gazeteciler, askerler, akademisyenler, siyasetçiler yıllarca bu kumpaslar nedeniyle cezaevlerinde çürütüldü..
Bugün “kumpas” olduğu devletin en üst makamları tarafından kabul edilen operasyonlara o gün methiyeler düzenlerden biri de Rasim Ozan Kütahyalı’ydı..
Kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef gösterdi..
Benim de içinde bulunduğum birçok medya mensubunun içeri atılması için günlerce ekranlarda algı operasyonu yaptı..
Yetmedi, yapılan hukuksuzlukları demokrasi mücadelesi gibi pazarlamaya çalıştı..
Özellikle Fenerbahçe’ye yönelik 3 Temmuz sürecindeki tavrı hafızalardan hiç silinmedi..
O günlerde yapılan operasyonların adeta sözcülüğünü üstlendi..
Daha sonra yaptığı açıklamalarda, “Biz bu operasyonu yapmasak Fenerbahçe’nin önünü kesemezdik” diyerek aslında yıllardır konuşulan birçok iddiayı da kendi ağzıyla doğrulamış oldu..
Bugün dönüp bakınca insan ister istemez şunu soruyor..
O gün insanların hayatları karartılırken vicdanınız neredeydi..?
Masum insanların aileleri dağılırken hiç mi içiniz sızlamadı..?
Şimdi aynı Rasim Ozan Kütahyalı’nın tutuklandığı haberini görüyoruz..
Hayat bazen çok garip hesaplar görüyor..
Dün ekranlardan ahkâm kesenler bugün savcı karşısında ifade veriyor..
Dün insanları peşinen suçlu ilan edenler bugün “masumiyet karinesi” hatırlatması bekliyor..
İBB operasyonları sırasında da benzer bir dil kullandı..
Henüz hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmayan insanları ekranlarda hedef gösterdi..
“İtirafçı olacak ya da intihar edecek” gibi insan vicdanını yaralayan ifadeler kullandı..
Bir gazetecinin görevi yargısız infaz yapmak değildir..
Gazetecilik, insanları linç kalabalıklarının önüne atmak hiç değildir..
İlginç olan ise bugün yaşanan süreçte kendi mahallesinin bile Rasim Ozan Kütahyalı’na sahip çıkmaması oldu..
Sosyal medyada adeta herkes Rasim Ozan Kütahyalı’na vurmak için sıraya girmiş durumda..
Düne kadar aynı masalarda oturanlar, aynı kaptan yiyip içenler şimdi en sert eleştirileri yapıyor..
Kimisi “Bu adamın zerre önemi yok” diyor..
Kimisi, “AK Partili değildi, en büyük zararı AK Parti’ye verdi” sözleriyle geçmişin hesabını kesmeye çalışıyor..
Kimisi ise iş insanlarından isim kullanarak menfaat sağladığını iddia ediyor..
Kısacası düne kadar omuz omuza yürüyenler bugün birbirine sırt çevirmiş durumda..
Siyasetin ve medyanın en acımasız tarafı da belki tam olarak budur..
İnsan, işine yaradığı kadar değerlidir..
Rüzgâr tersine döndüğünde herkes birbirinden kaçmaya başlar..
Ama bütün bunlara rağmen bir noktayı kaçırmamak gerekiyor..
Düşene vurmak kimseye bir şey kazandırmaz..
Bugün sosyal medyada büyük bir linç atmosferi oluşturuluyor..
Oysa hukuk sosyal medya gazıyla işlemez..
Mahkemeler Twitter yorumlarına göre karar vermez..
Bu yüzden Uğur Dündar’ın yaptığı açıklamayı önemli buluyorum..
Kendisi yıllarca Rasim Ozan Kütahyalı’nın hedef aldığı isimlerden biri olmasına rağmen sağduyulu konuştu..
“Düşene vurmak bize yakışmaz, yargı hüküm verinceye ve bu kesinleşinceye kadar herkes masumdur diyelim ve bekleyelim” dedi..
İşte olması gereken yaklaşım budur..
Düşene vurmak ne kadar kolay değil mi?
Yazıyı bir Kızılderili atasözüyle bitirelim..
“Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yer”..
Sevgili İsmail; ne güzel ve ince duygular ile ifade etmişsin. Hislerime ve duygularımıza tercüman olmuşsun. Kalemine, yüreğine sağlık.
Nurcanakcay3@gmail.com
Maalesef içler acısı durum üzülüyorum böyle duyunca inşallah tez zamanda Adalet yerini bulur