İnsanlık Alemi

Her insanın bir idrakı bir anlama kapasitesi vardır. Ben buna genelde küp derim. Yani her insanın bir küpü vardır. Kiminin küpü derindir geniştir bol bol anlar. Kiminin sığ kiminin dar. Ama her insanın bir küpü vardır. Kiminin küpünde bal vardır tadından yenmez, kiminin küpünde sirke vardır kokusundan yanına yaklaşılmaz. İnsan oğlunun her söylediği her davranışı […]

Yayınlama: 29.01.2018
A+
A-

Her insanın bir idrakı bir anlama kapasitesi vardır. Ben buna genelde küp derim. Yani her insanın bir küpü vardır. Kiminin küpü derindir geniştir bol bol anlar. Kiminin sığ kiminin dar. Ama her insanın bir küpü vardır. Kiminin küpünde bal vardır tadından yenmez, kiminin küpünde sirke vardır kokusundan yanına yaklaşılmaz. İnsan oğlunun her söylediği her davranışı küpünde ne varsa ondan dışarı sızandır.

Her olayda bu böyledir. Dışarı sızan küpünde ne varsa odur. Ben Afrin harekatı ile ilgili konuşmayacağım. Bu konuda zaten hükümet yeterince konuşuyor. Asker yeterince açıklama yapıyor ve TV’ler bilhassa haber kanalları yeterince açıklama yaparak sizi bilgilendiriyor veya dolduruyor. Ben dışarda sivillerin neler yaptığına bakacağım. Bunları ele alacağım elimin erdiği dilimin yettiği kadar. Çünkü gerçekten önemli olanların bunlar olduğunu anlıyorum…

Şimdi önce ne oluyor sorusuna cevap olacak bir şeyi anlatayım. Bu belki de harekata sebep arayanlar için bir mukayese etme imkanı verecektir. Cumartesi günü bir grup eski solcu HDP’li ve Kürt olduğunu iddia eden insan Afrin harekatını protesto etmek amacı ile Kadıköy’e doğru bir yürüyüş düzenliyor. Savaş karşıtı sloganlara ilgi göstermeyen veya tepki koyan (net olarak ne olduğunu bilmiyorum. Haber yorumu böyleydi. Haberde ben sadece kıza ve iki çocuğa vurulurken izledim) iki erkek üç kızı bir kafede eşek sudan gelinceye kadar dövüyor. Bunu yapanlar barış sever insan… 

Pazar günü zeytin burnun da Afrin’de Türk silahlı kuvvetlerinin yaptığı gösteriyi desteklemek için için bir grup ülkücü ve sıradan insan gösteri yürüyüşü yapıyor. Yine kimliği belirlenmeyen kişilerce üzerlerine ateş ediliyor. Üç kişi yaralanıyor yaralananlardan biri çocuk bacağından vuruluyor ve sessizce ber binanın girişindeki merdivene oturmuş yardımın gelmesini bekliyor. Bunlar savaş yanlısı. Onu vuranlar barış yanlısı…

Deniz Naki Amedspor oyuncusu daha önce Almanya ikinci liginde top oynardı. Buraya geldikten sonra adamın PKK seviciliği tuttu. Bir çok yazı ve paylaşımı ile PKK savunuculuğu yaptı. Benim derdim buda değil. Beni ilgilendiren onun bunu yaparken gösterdiği tavır. Berlin’de yapılacak savaş karşıtı gösteriye Kürtlerin katılmasını bütün insanların katılmasını istiyor insanlık namına. Afrin’de bir soy kırımdan bahsederek. Ama bir evin bir kızı ailenin tek umudu 22 yaşında öğretmen olup orada yaşayan insanlara hizmet etmeye gelen Aybike öğretmeni katledenleri alkışlıyor.

Bu garip çelişkinin bir sonu yok. Yabancı basını takip etmeyi severim. Bir çok yazarı özellikle takip ederim. Çünkü benim burada basının tarafsızlığını savunacak halim yok. Doğru haber aldığımı söyleyecek cesaretim de yok. Bu yüzden gelişen küresel olayları genelde yabancı basını takip ederek Türk basını ile mukayese eder ve doğruyu anlamaya çalışırım. Çünkü takip ettiğim yabancı basının da yabancı devletlerin devlet ağzı olduğunu bilirim.. Önemlidir çünkü bu sayede yabancı devletlerin ne düşündüğünü yabancı insanların ne hissettiğini bilirsiniz.

İndependent gazetesinin ünlü yazarı Robert Fisk Afrin’den bildiriyor. Yazıyı dikkatle okuyorum. Küçük bir köy olan Maabatlı’da Taha Mustafa al-Khatr, eşi, iki kızı ve oğlu Kürt bile değildi onlar Arap’tı diyor yazıyı kopyalayarak sizinle paylaşacağım çünkü çok etkili bir sunum…

””Küçük bir köy olan Maabatlı’da Taha Mustafa al-Khatr, eşi, iki kızı ve oğlu uyumadan önce ayakkabılarını evlerinin kapısının bıraktı. Türk top mermisi onların evini vurduğunda, ucuz plastik terlikler elbette hala oradaydı. Birkaç saat sonra evlerine vardığımda, aynı ayakkabıları buldum. Birkaçı merdivenlere düşmüştü, çoğu ise hala yan yana sıralıydı… Kürt vilayeti Afrin’deki kurtarma görevlileri bile ayakkabılara dokunmadılar…Ancak elbette cesetler gitmişti…19 yaşındaki Safa mucizevi bir şekilde kurtuldu, sadece ellerinden yaralandı. Ancak elbette o artık bir yetim.

“İşin garip yanı, Türkler sözüm ona Kürt YPG savaşçılarını hedef alıyor. Suriye’de Kürt bölgelerine yönelik askeri operasyonlarına, saldırılarına Zeytin Dalı Harekâtı adını vermeleri ise zeytin bahçeleri ile çevrili Mabeta’da insanları sinirlendiriyor… Al-Khatr ailesi de Kürt değil Araptı. Kuzeydeki Tel Krah köyünden gelmişlerdi”

Doğru mudur haber. İyi niyetle bakarak yalan haber olmayacağını üstelik isim ve adres vererek yapılan bir haberin yalan olmayacağını düşünüyorum. Muhtemelen doğrudur. 2001Irak kara harekatı yapılırken ben sadece İngilizlerin yaptıklarından bahsedeyim Kerbela’da Basra’da Telafar’da Felluce’de atılan bombalar askeri tesislere mi atılmıştı. TV’lerden izlediğimiz devasa bombaların sivil insanların yaşadığı yerlere düşüşünü orada meydana getirdiği tahribatı büyük bir reklam kampanyasına dönüştürüp aktardıklarını ve yine bu arkadaşımızın Basra’da Irak güçleri bombalandı diye haber yaptığını unutmadım. 

Hadi onlar maziydi. Aradan zaman geçti ve hatasını anlayan bu Robert Fisk fasıklık yapmak için değil de adam oldu değişti yaptığı hatalardan ders aldı diyelim. Peki Rakka ve Musul’da koalisyon güçlerinin bir şehri yerle bir edişini DAEŞ bitiriliyor diye manşetten haber yaptığını da mı hatırlamıyor? Ne bir yetim Safa resmi vardı ne bir Safa’nın bombalara hedef olarak katledilen anne babasının ve kardeşlerinin cesetlerinin haberi. Ne hastaneden verilen sivil kayıpları ile ilgili bilgi. Ne hastane kapısında yakınlarına ağlayan insanların resimleri. Haber mi yaptılar. Yoksa istihbarat adına algı denetimi mi belli değil. 

NYT yani New York Times gazetesi yazar ismi bildirmiyor haberi ise çok düşündürücü. Genel itibarı ile ABD ve Türkiye ilişkilerini ele alıyor haberde. Tabi Rusya olmadan olmaz. Önemli haberler mi var bilmiyorum ama önemli yorumlar kesinlikle var. bunlardan biri Trump’ın BM toplantısında “Her zamanki gibi birbirimize çok yakınız” deyişini aktararak başlıyor yazıya. Sonra “”Ankara’nın Washington’un itirazlarına karşın “IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin en yakın müttefiki Suriyeli Kürtlere topyekun savaş açtığını” yazıyor””

Burası çok önemli. Belki de ABD’nin Türkiye ye veya dünyanın geri kalanına bakışını aktarıyor. ”Ankara’nın Washington’un itirazlarına karşın” cümlesi tam anlamı ile sahip ile köle ilişkisini dile getiriyor. Çünkü bağımsız bir ülkenin yaptıklarını aktarmıyor. Bir kölenin efendisinin ikazına rağmen kendi kafasına göre hem de sahibinin zararına olacak bir tavrından bahsediyor. Bunu yaparken de özgürlükler ve demokrasi adına yapıyor. Öyle ya DEAŞ’la savaşın sebebi yobazlığa karşı demokrasinin ve özgürlüklerin mücadelesini veriyordu.

İnsanların neyi savunduklarını bilmiyorum. Neyi hesapladıklarını bilmiyorum. Ama nedense kendilerini anlatırken kullandıkları hoş ve beğeni toplayacak lakaplar sözlerle ima edilen davranışlar ve yapılanların nedenlerini aktarırken buldukları açıklamalar inanılmaz geliyor bana. İnanılmaz gelişi bu kadar üstün yetenekle bulunan ve ifade edilen mazeretler oluyor. İnanılmaz. Yoksa bunları yapanların yalancılığı inanılmaz değil. Ancak kendisine gelince yaptığı her şeyi allayıp pullayanları ve başkasının yaptığı belki de aynı şeyleri hoyratça zalimce saldırganlıklar ve gücü yetenin katliamları ile ifade edişlerine ne diyebiliriz. 

İki yüzlü insanlar, iki yüzlü ifadeler. Belki de iki yüzlü değil karakterleri böyle ikincirikli. Yalancı sahtekar olmaları ayrı. Ama aynı olaydan iki ifade ve iki mana çıkarırken gösterdikleri yüksek performans patolojik yalancıların söylediklerine inanmaları ile alakalı. Bir insanın iki ayrı kişiliği yaşaması ise sanırım daha başka bir rahatsızlık…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.