Sorularla Seçime Girerken…

Bir süredir siyaset, ekonomi, spor, kültür-sanat, iş hayatı gibi birçok alan iyice iç içe geçmeye başladı. Tüm mecralar bir domino etkisiyle taşlarını döktü. Kaos denilen kavram; gölgelenen, saklanan, örtbas edilen ne varsa ortaya çıkarmaya başladı. Değişime inananların sayısı artmaya başladıkça kapanan makas kaosu iyice tetikledi. Hangi taraftan olursak olalım bıçak sırtı denilen gerginliği her ânımızda […]

Yayınlama: 13.05.2019
A+
A-

Bir süredir siyaset, ekonomi, spor, kültür-sanat, iş hayatı gibi birçok alan iyice iç içe geçmeye başladı. Tüm mecralar bir domino etkisiyle taşlarını döktü. Kaos denilen kavram; gölgelenen, saklanan, örtbas edilen ne varsa ortaya çıkarmaya başladı. Değişime inananların sayısı artmaya başladıkça kapanan makas kaosu iyice tetikledi. Hangi taraftan olursak olalım bıçak sırtı denilen gerginliği her ânımızda 40 gün daha hissedeceğiz. Kaostan çıkmanın yolu ve değişimi gerçekleştirmenin yolu kararlılıktan geçer. Şimdilik Ekrem İmamoğlu ve seçmenleri bu kararlılığa sahip gibi gözüküyorlar.

Mart ayında yapılan seçimlerde tehdit dilinin karşı tarafı bir araya getirdiğini gören Cumhur İttifakı, bu kez kucaklayıcı bir dile dönecek mi? Millet ittifakı sevgi diliyle bağdaşlaştırdığı insan odaklı siyasetini aynı incelikle sürdürebilecek mi? Kendi tabirleriyle ideal liderini bulmaya yaklaşan Millet İttifakının seçmeni, adayına duyduğu inancını mazbatayla sonlandırabilecek mi? Tüm bu soruların cevabına çetin bir sürecin içerisinde ve sonucunda ulaşacağız.

Şu an gündemde sanatçılarla ilgili yaklaşımlar var. Ekrem İmamoğlu sanatçıları artık susmamaya davet ettiğinde belki de kendisinin dahi beklediğinden yoğun bir destek gördü. Önceki yönettiği yerel belediyede sanatçılara gösterdiği hassasiyeti bu çağrısıyla birlikte nüfus buldu. Bu destek, muhalefeti rahatsız etmiş olacak ki sanatçıların tutumuna saygı göstermektense ilk etapta onları yok görmeyi tercih etti. Özellikle Cahit Berkay’ ın iddiaları doğruysa bu yok görmek teoremini doğrulayıcı nitelikte olduğunu söylemek mümkün gözüküyor. Devlet Bey’ in Cem Yılmaz ile ilgili “Bundan sonra sevemem” söylemi %51’ e saygı duymasını istemesinden kaynaklanıyor. Diğer %49 ise Cumhur İttifakının kendilerine yönelttikleri zillet ittifakı söyleminde aynı empatiyi Devlet Bey’ den beklemişti.  Aslına bakarsanız ortadan ikiye bölünme yılların birikimiyle tamamlanmış gözüküyor. Nasıl bir araya geleceğiz, nasıl yeniden tek yürek olup ülkemizin kalkınması için topyekûn mücadele edebileceğiz kısmı en başta bahsettiğim Kaos’ un ta kendisi.

İstanbul adaylarından Binali Yıldırım esas mağdur benim ifadesiyle seçmenin neye oy vereceği sorusunun cevabını vermiş oldu aslında. Mağduriyetin kimde olduğunu ispatlayanın seçimin ipini göğüsleyeceği inancı hissedilmekte. Tüm partiler tüm siyasi organlarıyla ve kitleleriyle İstanbul’ da üs kuracaklar. Bu seçimde İstanbul, Türkiye’ nin geleceğine damga vuracak.

Bir iletişim eğitmeni olarak şunu söyleyebilirim ki Ekrem İmamoğlu ceketini çıkarıp kollarını sıvadığında ikinci raunda da avantajlı girmiş oldu. Ekonomi de bir süre daha döviz dalgalanmaları olacak gibi. Çok hızlı tırmanan ve çok hızlı inebilen kurun nerede dengeleneceği ve bunun ekonomiye etkileri dâhi bir kesimin kararını etkileyecek gibi duruyor.

İletişim efsanesidir empati. Şahsi görüşüm empatiyi yapabilenin İstanbul’un mazbatasını alacağı yönünde.  

Son sorum şu: Kim gerçekten empati yapabiliyor?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.