Bu haftanın eski ve yenileri…

Yavaş yavaş Eylül ayına doğru gidiyoruz, yani yakın zamanda yine güzel filmler sinemalara gelecek ama bu zamana kadar izlenebilecek bir kaç film ayıkladım size. 1992 yılında Kevin Costner ve Whitney Houston’un Bodyguard adlı filmi vizyona girdiğinde, filmi ayrı, müzikleri ise ayrı bir olay olmuştu. Geçtiğimiz hafta; afişi dahil olmak üzere, Bodyguard’ın konusunu tiye alan  Belalı […]

Yayınlama: 22.08.2017
A+
A-

Yavaş yavaş Eylül ayına doğru gidiyoruz, yani yakın zamanda yine güzel filmler sinemalara gelecek ama bu zamana kadar izlenebilecek bir kaç film ayıkladım size.

1992 yılında Kevin Costner ve Whitney Houston’un Bodyguard adlı filmi vizyona girdiğinde, filmi ayrı, müzikleri ise ayrı bir olay olmuştu. Geçtiğimiz hafta; afişi dahil olmak üzere, Bodyguard’ın konusunu tiye alan  Belalı Tanık  vizyona girdi. Başrollerinde Deadpool filminin yıldızı Ryan Reynolds ve usta oyuncu Samuel L. Jackson var. Ayrıca Gary Oldman ve Salma Hayek gibi isimler de yer alıyor. Filmin konusu kısaca şöyle. Çok başarılı bir koruma olan Michael Bryce, Uluslararası bir mahkemede yargılanacak olan tetikçi Darius’u  korumakla görevlidir. Zıtlıkları ve mahkemeye giderken yaşadıkları da epey güldürecek cinsten. Fragmanını izleyince bile, filmi merak ettim doğrusu!

 

Minionlar’ı özleyenler için de güzel bir hafta olacak, zira Çılgın Hırsız 3 filmi bu hafta vizyona giriyor. Sanırım konusu ve detayları çok da önemli değil. Her zamanki gibi güldüreceği kesin. Zaten konuşmaları yeter! Minionlar’ı sevmeyen ölsün!

 

Terminatör  hayranları için de güzel bir haberim var. Serisinin ikincisi; ki bana göre en güzeliydi, üç boyutlu ve yenilenmiş haliyle bu hafta sinemalarda olacak. T1000 adlı robotun sıvılaşıp, yeniden form aldığı ve Arnold Schwarzenegger’in korkulu rüyası olduğu filmin gerilimli sahnelerini, 3 boyutlu olarak izlemek bence çok daha sinir bozucu olacaktır. Kabul edelim, hepimiz o sahnelerde ya kanepeye yapıştık, ya da yanımızdakinin kolunu sıktık. O kadar gerdi bizi T1000 . Öte yandan Sarah Conner’ı da yeniden görmek güzel olacak. James Cameron, eminim yine teknolojisini konuşmuştur! Bence bu fırsatı kaçırmamak lazım!

 

Ve Korku Seansı filmlerinden hatırlayacağınız; kendi film serisine sahip, psikopat bebeğimiz Annabelle: Kötülüğün Doğuşu da bu hafta vizyona girdi. Chucky, Slappy ve Annabelle gibi bebekler yüzünden oyuncaklara başka bir gözle bakar olduk. Bu tarz filmlerin seri olmasına alışmıştık, bir de üzerine başlangıç filmleri eklendi. Ben bu tarz filmleri seviyorum, hem çok eğlenceli, hem de gerilimli. Özellikle de Chucky’nin repliklerine bayılırdım. Bir ara aile kurup çocuk bile yapmıştı. Tabi çocukken seviyor muydum? Tabi ki hayır! Chucky yüzünden bebeklerimden uzak durmuştum, artık durum farklı. Bu filmleri sevenler için Annabelle iyi bir seçim.

 

Yukarıdaki filmlere bakınca, eskiye ne kadar özlem ve geri dönüş olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Aslında vizyona giren bir sürü film var ama çoğunun konusu klişe olduğu için ve insanlara sorduğumda hep burun kıvırdıklarını da gördüğüm için, genelde ilgi çekicileri ayıklamaya çalışıyorum. Geçenlerde televizyonda Evde Tek Başına 2 oynuyordu, yazın ortasında bir kış filmi olmasına rağmen dayanamadım, yine izledim. Ondan önceki haftalarda Sandra Bullock’un oynamış olduğu Aşk İksiri adlı filmi izledim. Bu filmleri izlerken naifliği gördüm ve buna özlem duyduğumu bir kez daha fark ettim. Televizyon kanallarında bu aralar eski filmlerin yer alması bir tesadüf değil! O yıllara geri dönersem muhtemelen önermeyeceğim film olmaz.

Ama olsun! Bir kaç hafta sonra güzel filmlerle yeniden devam edebileceğimizi umut ediyorum. Herkese iyi seyirler.

 

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.