İlhan Cavcav sezonu üzerine…

Spor Toto Süper lig için 2014-2015 sezonuna Süleyman Seba sezonu adı verilmişti. Federasyon böylelikle daha sonrada gelenekleşecek bir şekilde, Türk futbolunda önemli yerlere sahip isimleri anma adına güzel bir jest yapmıştır.   2014-2015 sezonuna Süleyman Seba Sezonu diye adlandırıldığında aklıma ilk takılan bir önceki sezon Atatürk Olimpiyat Stadında oynanan Beşiktaş Galatasaray maçı gelmişti. Maç Galatasaray […]

Yayınlama: 24.01.2018
A+
A-

Spor Toto Süper lig için 2014-2015 sezonuna Süleyman Seba sezonu adı verilmişti. Federasyon böylelikle daha sonrada gelenekleşecek bir şekilde, Türk futbolunda önemli yerlere sahip isimleri anma adına güzel bir jest yapmıştır.

 

2014-2015 sezonuna Süleyman Seba Sezonu diye adlandırıldığında aklıma ilk takılan bir önceki sezon Atatürk Olimpiyat Stadında oynanan Beşiktaş Galatasaray maçı gelmişti. Maç Galatasaray üstünlüğü ile devam ettiği sırada bir anda Galatasaraylı Melo rakibine çift dalmış ve kırmızı kart görmüştü. Saha içinde küçük bir gerilim oluşmuştu fakat tribündeki gerilim çok daha yüksekti. Beşiktaşlı farklı taraftar grupları tribünde birbirine girmiş hatta tribünler bu gerilime yetmediği için taraftar sahaya inmişti. Böylece maç Beşiktaş’ın hükmen mağlubiyeti ile sonuçlanmıştı. Beşiktaş’a ceza yağmıştı. Bütün sezon konuşulmuş ve önüne nasıl geçilebilir muhabbetleri ortalığı kavurmuştu. Hemen ardından gelen sezon için, düzgün duruşu ile bütün futbol severlerin saygısını kazanan Süleyman Seba ismi kullanıldı. Belki anmak için yapılmış nazik bir jest olabilirdi fakat 2013’te olanları düşündükten sonra, acaba 2014–15 sezonu Süleyman Seba adı verilmese miydi acaba diye sorar olmuştum.

İşin bir diğer ironik tarafı ise Süleyman Seba Sezonu’nun şampiyonu Galatasaray olmasıydı.

 

Şimdi 2017-2018 sezonu için de federasyon bu geleneğine devam etti ve İlhan Cavcav sezonu dendi. İlhan Cavcav 1978 Gençlerbirliği başkanlığına seçildi. Geldiği günden 2017 yılına kadar aralıksız Gençlerbirliği başkanlığına devam etti. 2017 yılı Ocak ayında geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdi. Bu tarihe kadar 4 dönem kulüpler birliği başkanlığı yapmıştır.    

 

Allah gani gani rahmet eylesin İlhan Cavcav amatör yapıyla ve dernekçilik sisteminde işleyen futbol kulüpleri yönetiminde, profesyonel olmaya en yakın kulüp başkanıydı. 1990’lı yıllarda Gençlerbirliği için yapılan futbol tesisleri bu duruma en yakın örnek olabilir. Başkanlığı boyunca son zamanlarda sezon başına teknik direktör değiştirme sayısı da orantı kurulduğunda en ilginç istatistiği olarak yansıyacaktır.

 

Geremi transferindeki rolü ve tavrı da herkes tarafından anlatılır olmuştu. Bana göre bir tek o değil, bunun gibi nice örnek bir kulüp profesyonelce nasıl yönetilir dersi olarak gösterilebilir. Ayrıca son senesine kadar takıma alınacak her futbolcu transferi için futbolcuyu izlemeye ekibiyle birlikte bizzat kendi de gitmiştir.

Eğer futboldan ve futbolcudan anlayan yöneticiler ile profesyonel bir şekilde yönetilen bir kulüp olgusuna kavuşabilirsek o zaman futbol adına bir ilerleme kaydedebiliriz. Tıpkı İlhan Cavcav örneğinde olduğu gibi.

 

Fakat sezon başı federasyonun bu sezona İlhan Cavcav sezonu demesi beni yine endişelendirmişti. Neredeyse her transferinde zarar eden kulüplerin bulunduğu bir lige sahibiz. Birçok takımımız gözden düşmüş kariyerinin sonuna yakın futbolculara verilmeyecek meblağları ödeyerek bünyesine katma derdinde. Her sezon öncesi transfer haberlerinde hep aynı isimler birçok kulüple anılmakta hem de bomba transfer haberi olarak yayınlanmakta. Liginiz bu kadar düşük kalitede olursa gelen futbolcu da ona göre oluyor tabii. Gelen dünya yıldızlarının birçoğu tatile geliyormuş gibi hissettiriyor bazen bana. Menajerler alacakları komisyonu hesaplayarak futbolcu transferlerine odaklanıyorlar. Acaba kaç kulübümüzün futbolcuları araştıran, takip eden maaşlı bir yetenek araştırma kadrosu bulunmakta?

 

Biz bunları düşünürken saygımızdan keşke isim verilmese şu sezonlara diyoruz. Çok şükür ki bu sezon bir iki kulübümüz bize güzel örnekler sergiledi de bu kaygılarımızı biraz olsun hafifletti. Mesala sezon başı 13,5 Milyon € karşılığı Roma’ya transferi gerçekleşen Cengiz Ünder örneği gibi. Ne mutlu ki bizde Enes Ünal, Cengiz Ünder, Arda Turan gibi yetenekler yetiştirebiliyoruz ve böyle isimlerin diğer ülkelere transfer haberlerini okuyabiliyoruz.

Diğer taraftan sezonun devre arasında gerçekleşen Cenk Tosun transferi ise birçoğumuzu çok mutlu etmiştir. Cenk bana göre çok iyi bir futbolcudur ve biraz alışma sürecinden sonra bulunduğu yerde de yükseleceğine inanmaktayım. Yaklaşık 25 milyon € gibi bir kar ise kulüp yönetimi adına büyük bir başarıdır. Bu başarıya imzasını atan Fikret Orman ve ekibi tebrik etmek gerekir.

 

Ayrıca başından beri bahsettiğimiz şekilde; Futbol kulüplerimizin dernekçilik mantığıyla yönetilmesinden ziyade böyle profesyonelce yönetilmesi için gösterebileceğimiz canlı örnektir Beşiktaş yönetimi.

 

Çok şükür ki bu sezon birkaç güzel gelişmeyle içimizi ferahlatabiliyoruz. Tahminen federasyon sezonları büyük futbol isimlerimiz ile anma geleneğine devam edecek. Umarım anılacak olan hiçbir ismin mezarında kemiklerini sızlatmayacağımız, adına leke sürmeyeceğimiz güzel sezonlar görebiliriz.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.