Milli Takım’ın başarısızlıklarının tek sorumlusu Arda mı?

Kosova maçını 4-1  gibi net bir skorla kazanmış Milli Takım. Bu galibiyetini büyük bir başarı olarak bizlere lanse etmeye çalışanlar şöyle bir durun! Gruptaki diğer hangi rakibe karşı bu skoru alabileceksiniz? Ayrıca Kosova takımından bile duran topta gol yiyebilme başarısızlığını neyle örtebilirsiniz? Gel gelelim maç sonu basın toplantısına. Sayın Milli takımlar teknik direktörümüz Fatih Terim […]

Yayınlama: 13.06.2017
A+
A-

Kosova maçını 4-1  gibi net bir skorla kazanmış Milli Takım.

Bu galibiyetini büyük bir başarı olarak bizlere lanse etmeye çalışanlar şöyle bir durun!

Gruptaki diğer hangi rakibe karşı bu skoru alabileceksiniz? Ayrıca Kosova takımından bile duran topta gol yiyebilme başarısızlığını neyle örtebilirsiniz?

Gel gelelim maç sonu basın toplantısına. Sayın Milli takımlar teknik direktörümüz Fatih Terim yine bir galibiyet sonrası çok büyük başarı kazanmışçasına başladı toplantıya. Bundan önceki başarısızlıkların suçlarını başkalarına atma fırsatını yine her zamanki gibi es geçmedi.

Burada bu hikayeye bir es verip Arda Turan’ın milli takımı bırakmasına değinmek gerek. Dünyanın en büyük kulüplerinden birinde oynayan bir futbolcu kendi ulusal takımını neden bıraktığını açıklar? Hem daha 30 yaşındayken… Futbolcular için ulusal arenalar  kendilerini gösterebilecekleri en büyük pazarken… Milli takım kendisinin ve onları destekleyen vatandaşlarının milli duygularını en net gösterebilecekleri  kulvarlardan biriyken…

Bu sorular aklımızı kurcalarken basın toplantısına geri dönelim. Fatih hoca konuşmasının başında şunlara değindi. Ülkemizde son zamanlarda Mehmetçikler toprağa verilirken, Gencecik öğretmenler hain pusulara kurban giderken, içerde ve dışarıda bütün düşmanlar varlıklarını gösterirken böyle bir şımarıklıkla gündeme gelmekten utanç duyduğunu dile getirdi. Bizde bu utancı yaşamaktayız ve bu cümleye hak veriyoruz.

Aklımızı bir soru daha kurcalamaya başladı. Şımarıklıktan dolayı Milli takım bırakılır mı?

Toplantı şu cümleler ile devam etti;

2016 da birtakım şeyler yaşandı. Mesele sadece prim değildi. Yanı olay taa 2016 ya dayanıyor. Hani şımarıklık ne oldu?

Kadrodan çıkartılan futbolcular seni lekeleyecek herhangi bir laf veya açıklama yaptı mı? Bu topçulara ihtiyacın olduğundan dolayı mı desek yoksa herkesin üzerine gelişini kaldıramadığından mı bilemeyiz yeniden Milli takıma çağrılmadılar mı? Tekrar çağrılan topçulardan herhangi biri ben gelmem diye bir şımarıklık yaptı mı?

Fatih hoca milli mesele bizim için daha önde gelir, biz kadroya aldık ama gönlümüze almadık dediğinde herhangi bir futbolcu buna herhangi bir muhatap cevap verdi mi? Demek ki onlar için milli duygular bir çok şeyin önündeydi. Mesela prim muhabbetinden dolayı yedikleri hakaretlerin, senin kapris, kibir ve kindarlığının altında kalacak kadar önemliydi. O sırada oynadıkları maçlarda hangisi salla başını al primini kafasındaydı?

Sorulacak bir dünya soru var akılda canlanan. Fatih hoca hiçbir yer gri kalmasın dedi ama her yer gri kalmaya devam etti. Futbolcuların aldıkları primlerin doğruluğunu kanıtlaması dışında. Tüm sorular cevaplanacak dendi, birkaç defa Arda milli takıma dönmesi sorusu hep cevapsız kaldı. Hatta tekrar sorulduğunda bende alime, çocuklarıma, torunlarıma kavuşayım sonra dinlenip size cevap vereceğim tarzı bir geçiştirme ile cevap verildi. Hani hiçbir soru cevapsız kalmayacaktı?

Toplantıda akılda kalanlar üstü kapalı şunlar oldu. Arda antremanlara geç gelen, takım kaptanlığını hocasına bağıracak kadar saygısızca yürüten, prim mücadelesi veren bir futbolcu karakteri olarak belirdi.  Birde milli takımın kulüp takımı gibi bir kişiye bağlanılması gerektiği. Tabii o kişi de Fatih hocadan başkası değil…

Dünyanın en çok ücret ödenen milli takım teknik direktörlerinden birinin bu tarz muhabbetlere girmesi ne kadar ironik. Kaç kişi Fatih hocanın ücreti veya primleri hakkında eleştirisel bir yazı yazabildi? Peki futbolcuların prim muhabbeti nasıl basına yansıdı? Arda Turan Bilal Meşe’ye doğru konuştu ve hakaretler etti ama bu hakaretlerin hiçbiri Bilal Meşe’nin kendisine değil ipleri böyle kopma noktasına getirenlere, bu tarz kaos ortamlarından kendine prim çıkaranlara idi.

Bu aslında Milli takım futbolcularına yıllarca yapılan aldatmacalı oyunun bir nevi patlamasıydı. Kimse üzerinde milli forma varken bu tarz başkalarına kötü örnek olacak hareketleri yapmak istemez. Ama arda bu kadar dayanamadı. Ne kadar profesyonel olursa olsun bu oyuna aldandı ve kendi için yapmaması gerekenleri sıra sıra yapmaya başladı. Bir nevi bu oyundaki rakiplerinin ekmeğine yağ sürdü.

Bu saatten sonra bütün milli başarısızlıkların sorumlusu olarak işaretlense düştü. Kaç kişi aksini gösterebilecek kadar cesur ki?

Şimdi bir sorum daha var. Ama dünkü basın toplantısından sonra onunda havada kalacağına eminim. Havada kalacağına aklımızda kalsın zamanla kendi kendine cevaplanır.

Kaç kişi Giuseppe Meazza’nın öyküsünü bilir bilmiyorum. Nedense Milli takım ve şımarıklık denince aklıma geliverdi.



Inter takımının stadına ismini veren bu adamın hikayesinin araştırılmasını tavsiye ederim. Hiç değilse şımarıklık nasıl yapılırmış bilinsin.



Bu hikayeden sonra kindarlığın, şımarıklığın ve alttan almanın Türkiye Futbol A Milli takımında neler doğurduğunu tekrardan gözden geçirileceğine eminim.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.