Sizin Gibi S’izler Çıksın Karşınıza

Hepimizin hayatında dönem dönem inişler ve çıkışlar vardır. Dümdüz bir yol değildir hayat. Yek düze bir yaşantıya sahip değiliz elbette. Bu nedenle kimi zaman mutlu ve neşeli, kimi zamanlar da ise mutsuz ve üzgün olabiliriz. İyisiyle-kötüsüyle bu haller hâsıl olduğu vakit en çok dost diyebileceğimiz birine ihtiyaç duyarız.   Maddî-manevî her türlü sıkıntılarımızı, sorunlarımızı ve […]

Yayınlama: 16.11.2022
A+
A-

Hepimizin hayatında dönem dönem inişler ve çıkışlar vardır. Dümdüz bir yol değildir hayat. Yek düze bir yaşantıya sahip değiliz elbette. Bu nedenle kimi zaman mutlu ve neşeli, kimi zamanlar da ise mutsuz ve üzgün olabiliriz. İyisiyle-kötüsüyle bu haller hâsıl olduğu vakit en çok dost diyebileceğimiz birine ihtiyaç duyarız.

 

Maddî-manevî her türlü sıkıntılarımızı, sorunlarımızı ve problemlerimizi bir dost desteği ile aşabiliriz; ama gerçek bir dost. Çünkü gerçek dostluk matematik gibidir. Hayattaki güzel şeyleri çarpar ve kötülükleri böler. İyilikleri biriktirir, ümitsizlikleri çıkarır hayatımızdan.

 

Mutlu olduğumuz zaman yanımızda birçok insan bulabiliriz; peki ya mutsuz ve üzgün olduğumuzda da o insanlar yanımızda mıdır ?

 

İki kişi fedakarlık çerçevesinde zor günlerden geçtiğinde ve birbirlerine destek olduklarında bu arkadaşlık ilişkisi zamanla dostluğa dönüşür. Hâsılı dostluk; uzun zamanda karşılıklı ve çıkarsız bir münasebet ister.

 

Her insanın hayatında mutlaka gerçek bir dosta ihtiyacı vardır. İnsanoğlu için oldukça önemli bir kavram, bir olgu olan dostluk, zor zamanımızda, tüm dünya üstümüze geliyormuş gibi, ne yapacağımızı bilemediğimiz anlarda elimizden tutup kaldırabilecek, alıp güneşi göğsümüze yaslayacak, ruhumuza dokunacak, olmasa da varlığını bildiğimiz, yanımızda hissettiğimiz kişidir.

 

İşte gerçek dost; sıcacık bir yüreğe sahip, tertemiz bir kalbin baharıdır ve karanlık çöktüğü anlarda yolumuzu aydınlatan bir mum ışığı gibidir. Belki, bir koltukta beraber sallandığımız, tek bir kelime etmeden şarkılar mırıldandığımız ve giderken bunun hayatımızdaki en güzel sohbet olduğunu düşündüğümüz insanlarda saklıdır.

 

Çevremizde birçok insanla sıradan arkadaşlık kurabiliriz. Bize en yakın olan, her açıdan iyi tanıyan, birlikte vakit geçirmekten hoşlanan, sevdiğimiz ve güvendiğimiz, aynı zamanda her yönüyle iyi anlaştığımız, kendimizi onun yanında rahat ve mutlu hissettiğimiz; kimseyle paylaşamadığımız sırlarımızı hiç çekinmeden anlattığımız kişi veya kişiler ise dostlarımızdır.

 

Yanlış yaptığımızda gerekirse en acımasız davranan, doğru yaptığımızda ise, en çok kucak açan kişidir gerçek dost. Aksi halde hatalı bir davranışımızda ince ince laf dokunduran, doğru yaptığımızda da masaj yapar gibi okşayan kişinin dostluğu kuşkuludur.

 

Tek bir iyi dost bulmak şanstır. Onu elimizde tutmak ise nimettir.

 

Birine dost diyebilmemiz için, onunla insanî boyutta hemen hemen aynı özelliğe sahip olmamız gerekir. Aynı inanç, aynı hobiler ya da fobiler ortak özellik olmayabilir. Aynı dil, din, ırk ve hatta aynı coğrafyanın insanları da olmayabiliriz. Bu şıklar pek de önemli deģildir ayrıca. Hani derler ya “frekans uyumu”. 

 

Dostluk, kişinin hayatını ve yaşadıklarını derinlemesine bilmek ya da sürekli görüşmek de değildir. Başı gerçekten sıkıntıdaysa, yardıma koşacak ilk kişiyseniz aynı şekilde onun da öyle olduğunu biliyorsanız işte bu gerçek dostluktur. Her şeyden önce güvenilir olmalıdır; zira kimsenin bilmediği sırlarımızı ona anlatma ihtiyacı duyabiliriz.

 

Karşılıklı anlaşamadığımız, birbirimizin şakalarına, mizah anlayışına gülemediğimiz ve yanında istediğimiz gibi davranıp doğallığımızı sergileyemediğimiz kişi dost tanımından uzaktır. Gerçek bir dost edinmeye bakın zira dostsuz bir hayat ıssız bir adada yaşamak gibidir.

 

Aramızda hiçbir kan bağı olmamasına rağmen bazen bir akraba ve daha da ilerisi ailemizden bile yakın gördüğümüz arkadaşlarımızın ihaneti her zaman daha fazla üzer bizi. İşte bu arkadaşlardan aldığımız darbeler can evimizden yaralarken, onlardan yediğimiz kazıkları belki de hayatımızın sonuna kadar unutamayız. Canımızı bu kadar çok yakan ve bizi yarı yolda bırakan arkadaşlara yaralarımızı, kırgınlıklarımızı ve hayal kırıklarımızı anlatmak için en doğru zamanda, en can alıcı cümleler kurmak isteriz. Fakat boğazımızı düğüm düğüm eden hüzün buna izin vermez.

 

Demem o ki; bazen doğru insan beklerken doğru zannettiğimiz insanların yalanlarıyla yüzleşiriz. Yani hepimiz bir şeylerin bedelini bir şekilde öderiz. Ya tercihlerimizin, ya da vazgeçtiklerimizin…

 

Öyle dostluklar vardır ki, sıcacık, içten, samimi, yüzümüzü güldüren, bir tebessümü ile dünyamızı sevindiren. Yürekten yüreğe ücretsiz bilet gibi, yol ayrımlarında bile beklerken, beklenmesi dahi sevilen. Bize böyle dostlar lâzım her dem özlenen..!

 

Artık kimsenin birbirine güveni kalmadığı şu zor günlerde gerçek bir dost bulan kişiler bu dünyanın en şanslı insanlarıdır benim nazarımda.

Eğer sizin de gerçek bir dostunuz varsa sımsıkı sarılın ona ve hiç bırakmayın, bilin kıymetini.

Çünkü arkadaş çok bulunur; ama gerçek bir dost bulmak zordur.

Çünkü ekmek gibi, su gibi değerlidir dostluk.

Ve dostluk; karakışa meydan okuyan kardelen çiçekleri gibi umutlandırır dünyamızı.

Sizin gibi siz’ler çıksın karşınıza, kendinizi bulduğunuz, mutlu ve umutlu insanlar…

Dost muhabbeti ile sevgiler…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.