İnsan İnsanın Yurdudur

Yayınlama: 05.08.2026
Düzenleme: 05.08.2026 08:52
A+
A-

Yaklaşık iki yıl kadar önceydi. Memleketim Kahramanmaraş’tan İstanbul’a dönmüş, İstanbul Otogarı’nda Büyükçekmece’ye gidecek servisi bekliyordum. O sırada Samsun’dan gelen bir hanımefendi de aynı servise bindi. Yolumuz tesadüfen kesişmişti. Hayat, birbirini hiç tanımayan iki insanı kısa bir yolculukta yan yana getirmişti.

Büyükçekmece’ye doğru ilerlerken önce birkaç cümleyle başlayan sohbetimiz, yolun farkına varamayacağımız kadar sıcak ve samimi bir havaya büründü.

İlk anda dikkatimi çeken, kelimelerinden çok duruşuydu. Sakinliği, ölçülü tavrı ve konuşurken taşıdığı zarafet, iç dünyasının da aynı olgunluğu taşıdığı hissini uyandırmıştı.

Mimar Sinan’da önce onların evine uğrayıp eşyalarını bıraktık. Daha sonra ikamet ettiğim muhitte, yaşadığım siteye kadar getirdiler beni eşiyle birlikte.

O gün telefon numaralarımızı paylaştık. “Dünya küçük, bir gün belki birbirimize ihtiyaç duyarız.” cümlesiyle yollarımız yeniden ayrıldı.

Aradan uzun zaman geçti. Günlük hayat kendi akışı içinde sürerken bir gün telefonuma ondan gelen bir mesaj düştü. Mesajın ardından yaptığımız telefon konuşması, yılların bıraktığı mesafeyi birkaç dakika içinde ortadan kaldırdı. Sohbet ilerledikçe kelimeler tanışıklığın sınırlarını aştı; yerini içtenliğe bıraktı. Hayatın yüklerini, sevinçlerini, yorgunluklarını konuştuk.

Kırk yılı aşkın süredir hastalıklarla mücadele eden eşine adanmış bir ömrün sessiz direnişini dinledim. Her cümlesinde sabrın, vefanın ve tevekkülün izleri vardı.

Bazen insanın en derin hikâyesi, yüksek sesle anlatılan başarılarında değil; kimsenin alkışlamadığı fedakârlıklarında saklı kalıyor.

Konuşmamızın bir yerinde yazılarımı uzun zamandır takip ettiğini, satırlarımın gönlüne dokunduğunu söyledi. O an hissettiğim sevinç, bir yazarın beğenilmesinden öte bir anlam taşıyordu.

Kelimelerin bir kalbe ulaşabildiğini bilmek, insana yeniden yazma cesareti veriyor. Belki de her satır, hiç tanımadığımız bir insanın sessizliğine misafir olmak için yola çıkıyordur.

O gün bir kez daha anladım ki insanı insana yaklaştıran, aynı yolu yürümekten çok aynı duyguyu taşıyabilmektir. Gönül, kendisini anlayacak bir gönülle karşılaştığında mesafeler anlamını yitiriyor.

Bazı insanlar hayatımıza uzun yıllar eşlik etmese de kısa bir yolculuğun hatırası, samimi birkaç sohbet ve içten birkaç cümle, kalpte silinmeyen bir iz bırakabiliyor.

Belki de yol arkadaşlığı, aynı otobüste yan yana oturmakla başlamıyor; iki yüreğin birbirine emanet olabilecek kadar güven duymasıyla gerçek anlamını buluyor.

İnsan, karşısındakini tanımadan hüküm vermemeyi öğrendiğinde, fark ediyor aslında hayatın en önemli inceliklerini. Nitekim herkesin içinde görünmeyen bir yorgunluk, dillendirilmeyen bir mücadele ve yalnız Rabbinin bildiği bir hikâye vardır.

Bu yüzden insanı anlamaya çalışmak, kusur aramaktan çok daha kıymetlidir. Zira merhamet; acımaktan öte, bir gönle yük olmamayı, bir kalbi incitmemeyi ve olduğu hâliyle kabul edebilmektir.

Samimiyet ise gösterişli cümlelerde değil, karşılık beklemeden uzanan bir elde, zamanında söylenen teselli dolu birkaç kelimede ve en çok da zor günlerde eksilmeyen vefada gösterir kendini.

Hayat sürecinde en sağlam dostluklar; birbirinin eksiklerini örtmeyi bilen, hatalarını büyütmeden iyiliğini çoğaltan insanların omuz omuza yürüdüğü yollarda filizlenir. Çünkü iyi niyet, güveni; güven ise kalpleri birbirine yaklaştırır.

İnsan bazen farkında olmadan bir başkasının yükünü hafifletir, bazen de hiç beklemediği bir anda kendi yorgunluğunu başka bir gönlün şefkatinde dinlendirir. Belki de ömrün en büyük kazancı; geride kırgınlıkları örtmek ve dua ile hatırlanacak izler bırakabilmektir.

Günün sonunda insan; gönlünde taşıdığı merhamet, çevresine hissettirdiği güven ve ardında bıraktığı güzel hatıralarla zenginleşir.

Şunu da eklemeliyim ki; bu dünyada kalıcı olan, söylenen büyük sözlerden çok, yaşatılan güzel duygulardır.

Velhasıl; ömür, kaç insan tanıdığımızın değil, kaç gönle samimiyetle dokunabildiğimizin hikâyesidir. Yolumuzun kiminle, nerede kesişeceğini bilemeyiz; kalbimize kimin sessizce yerleşeceğini de…

İnsana iyi gelen, büyük imkânlar ya da gösterişli sözlerden ziyade; içten bir muhabbet, güven veren bir yürek ve karşılık beklemeden uzanan bir gönüldür.

Rabbim, hayat yolculuğumuzda yükümüzü hafifleten, sevincimizi çoğaltan ve varlığıyla kalbimize huzur bırakan güzel insanlarla karşılaşmayı nasip etsin hepimize.

Ne mutlu, ardında kalplerde güzel dualar bırakabilene…

Ne mutlu, bir insanın hayatına yük olmadan, ona umut olabilene…

Nihayet gün gelir yollar ayrılır, şehirler değişir, yıllar geçer; fakat bir gönülde bırakılan güzellikler, zamanın silemeyeceği en kıymetli hatıra olarak yaşamaya devam eder.

Kalbî dua, muhabbet ile…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.