Trende Masal!

Yayınlama: 10.06.2026
Düzenleme: 10.06.2026 21:17
A+
A-

Hatay Antakya’da humus yediğinizde başka yerde humus yiyemezsiniz.

Çünkü o humus bir tarif değildir.

Beş kuşak geriden gelen ustaların her ayrıntısını yaşayarak öğrendiği bir kültürdür. Kitaptan öğrenilmez, kursla alınmaz; yaşayarak bugüne taşınır.

Teniste de durum aynıdır.

Bugün bakıyorsunuz; uluslararası turnuva gezmemiş insanlar antrenör kursları veriyor. Dünya tenisini sadece televizyondan izleyerek analiz yapanlar, fikir önderi gibi konuşuyor.

Oysa yılda 10 uluslararası turnuva gezmeyen, oyuncuların antrenmanlarını yerinde görmeyen, soyunma odasının havasını solumayan biri dünya tenisinin gerçekten nasıl olduğunu anlayamaz.

Ama işte trende masal tam burada başlıyor.

Herkes anlatıyor.

Kimse yaşamıyor.

Tenis giderek daha pahalı bir spor olmaya devam ediyor. Raket, kordaj, antrenör ücreti, otel, ulaşım, turnuva katılım bedelleri…

Gerçekler ağırlaşıyor.

Anlatılan hikâyeler ise hafifliyor.

Roland Garros’ta Mirra Andreyeva’nın yürüyüşü bu yüzden çok değerliydi.

Çünkü Andreeva herkese tenisle ilgili çok önemli bir mesaj verdi.

Yanında Conchita Martinez vardı.

Turun belki de en gösterişsiz büyük ismi.

Ne sosyal medyada kahramanlık hikâyeleri…

Ne her gün paylaşılmış motivasyon cümleleri…

Ne de sürekli vitrine oynayan bir ekip…

Sadece iş.

Sadece emek.

Sadece tekrar.

Andreeva’nın forehand’i, backhand’i ve servisi bundan 10 yıl önce Roland Garros kazanan birçok oyuncunun gerisinde olabilir.

Ama zihinsel seviyesi?

İşte orada birçok rakibinin önündeydi.

Puan kaybetti, sakin kaldı.

Baskı gördü, sakin kaldı.

Maç sıkıştı, yine sakin kaldı.

Bugünün tenisinde herkes farklı görünmeye çalışırken, o sadece kendisi oldu.

Belki de en büyük farklılığı buydu.

Çünkü bugün WTA’da birçok kişi trende masal anlatıyor.

Mirra Andreyeva ise o masalı alıp peri masalına çevirdi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.